7-8 Temmuz’daki NATO zirvesinin ardından Gülsuyu’nda “NATO ve Türkiye’de Antiemperyalist Gelenek” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdik. Emperyalist bir ittifak ve savaş örgütü olan NATO’ya karşı çıkan, NATO’ya karşı bir ajitasyonu emekçiler arasında yaygınlaştırmaya çalışan devrimciler, sosyalistler gözaltına alındı, tutuklandı. Biz de okuma grubu olarak NATO’ya karşı mücadele edenleri sahiplenmek ve bu mücadelenin zirvenin gerçekleşmesiyle bitmeyeceğini, emekçiler arasında bu yönde bir siyasi ajitasyonun nasıl sürdürüleceğini konuşmak maksadıyla bu söyleşiyi gerçekleştirdik.
Okuma grubumuz ve etkinlikleri siyasi kurumların değil, bu kurumlara bağlı olsun olmasın bireylerin bulunduğu, tartışma yürüttüğü bir zemin. Buna karşılık yürüttüğümüz tartışmalara ilişkin bir kurum, siyaset adına, onun sistemli görüşlerini ifade etmek maksadıyla söz alınmasına karşı çıkıp önüne set çekmeyi amaçlamıyor bilakis bundan memnuniyet duyuyoruz. Söyleşimizde de Türkiye İşçi Partisi’nin yanı sıra Köz ve Alınteri adına bulunup söz alan arkadaşlar vardı.
Söyleşimizde, NATO’nun tarihinin yanı sıra ABD emperyalizminin hegemonyası ve gerileyişi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından emperyalistler arası rekabetin kızışması ve NATO’nun krizi üzerine konuşmalar gerçekleşti.
Türk burjuvazisinin zirveye atfettiği önem üzerinden Türkiye’nin NATO içindeki konumu, onun ileri karakolu olması, ABD emperyalizmi ile ilişkisini ele aldık. Türkiye’nin NATO içerisinde belirleyici olup olmadığını tartıştık. Kürdistan’da ilhakçı ve işgalci bir ezen ulus devleti olan Türkiye’de antiemperyalist mücadelenin nasıl verileceğini konuştuk.
Bu bağlamda söyleşimizde NATO’ya ve emperyalizme karşı verilecek bir mücadelenin dışsal bir olgu olmayıp bu topraklardaki devlete karşı sınıf savaşının yükseltilmesiyle verilebileceği vurgusu öne çıktı. Emperyalizme karşı mücadelenin anti Amerikancılığa, anti NATOculuğa indirgenemeyeceği, emperyalist zincirin kırılmasını hedefleyen devrimci bir mücadeleyi şart koştuğu üzerinde duruldu.
Bu mücadelenin kalkış noktaları, talepleri, şiarları da tartışma başlıklarımızdan biriydi. Türkiye’nin NATO’daki rolü, ona bağımlılığı üzerinden “NATO’dan çıkılsın” sloganının devrimci bir mücadelenin kaldıracı olup olamayacağı, “Bağımsız Türkiye” sloganıyla ne kastedildiği, Türkiye’nin bağımsız olup olamayacağı, bu slogan ve taleplerin Lenin’in demokratik devrime ilişkin formülasyonuna uygun şekilde proletaryanın iktidar mücadelesinin parçası kılınıp kılınamayacağını tartıştık.
Başta kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere, Kürtlerin ulusal ve demokratik haklarının antiemperyalist mücadeledeki yeri ve Türk ve Kürt halklarının anti emperyalist mücadele birliğinin hangi zeminde sağlanabileceği de tartıştığımız bir başlık oldu.
Ekim Devrimi ve sovyet cumhuriyetleri birliğinin antiemperyalist mücadelenin nasıl verileceğini gösterdiğini, bu topraklarda bu mücadelenin Mustafa Suphi TKP’si ile filizlendiğini ifade eden konuşmalar yapıldı.
TKP’’nin tasfiyesinin ardından uzun bir dönem gündeme gelmeyen antiemperyalist mücadelenin yeniden nasıl ortaya çıktığı 60’larda yükselen toplumsal hareket ve 71-72 kopuşu farkları ekseninde tartışıldı.
Türkiye’de antiemperyalist mücadelenin devrimci bir iktidarı hedefleyen, sosyal şovenizme geçit vermeyen, enternasyonalist, ihtilalci ve proleter bir çizginin emekçiler arasında somutlanmasıyla verilebileceği vurgusu söyleşide öne çıktı.
Bu çizginin devrimci bir odağın var olmasıyla hayata geçirilebileceği, bu çizgiyi hayata geçirmek isteyenlerin bu odağı yaratmak için mücadele etmesi, yan yana gelmesi, rekabetçilikten ve dar grupçuluktan uzak bir şekilde hareket etmesi gerektiği de ifade edildi. Bu bağlamda, yan yana gelen güçlerin teorik sorunlara nasıl yanıt verebileceği, devrimci bir tartışma ve polemik ihtiyacı, bu ihtiyacın nasıl giderileceğine ilişkin görüşler de ifade edildi.
Mütevazı ama nitelikli bir etkinlik gerçekleştirmiş olduk. Yürüttüğümüz faaliyet, emekçileri doğrudan ilgilendiren siyasi meselelere ilişkin tartışmaların parçası kılan bu mütevazı adımları devam ettirdiği ölçüde hedeflerine varacaktır.
Gülsuyu’ndan İşçiler










