1 Mayıs’ın siyasi tablosunu İstanbul 1 Mayısı belirledi. İstanbul 1 Mayısı’na damgasını vuransa Mecidiyeköy’deki buluşmaydı. Mecidiyeköy’deki 1 Mayıs eylemi, bir miting niteliği taşımasa ve onu ikame etmese de, son on dört sene içindeki 1 Mayıs eylemlerinde 1 Mayıs’ın birlik ve mücadele ruhuna en uygun şekilde gerçekleşeniydi. Mecidiyeköy’de 1 Mayıs, düzen partilerine ve uzantılarına yedeklenmeyen kitlesel ve bağımsız bir eylemle kutlandı. Onu başarılı kılan da buydu. 1 Mayıs 2026’da Mecidiyeköy’de gerçekleştirilen eylem, önümüzdeki seneler için de gerisine düşülmemesi gereken bir siyasi mevzidir. 2026 1 Mayısı, Gezi’den sonra gerçekleşen 1 Mayısların en ilerisidir.
1 Mayısların Makus Talihi ve Taksim İnisiyatifi
1 Mayıslar yıllardır CHP’nin siyasi aparatı olarak hareket eden sendikal bürokrasinin etkisinde ve kontrolünde. Gündemine Taksim’i 1 Mayıslara açmayı, 2004’ten itibaren bir daha çıkmamacasına alan sol hareketler ise mücadelelerini her zaman DİSK ve CHP’nin çizgisinden ayıramadılar. 2004 Saraçhane buluşması, 2007-2009 Taksim eylemleri hep DİSK’in çağrısı ve etkisi ile gerçekleşti. Onun koyduğu sınırları aşamadı. 2010’da BDP’nin bu sınırların dışına çıkarak yaptığı hamle Taksim’in açılmasını sağladı. 2013’te tekrar yasaklanan Taksim, bir ay sonra Türkiye tarihinin en kitlesel siyasi ayaklanması olan Gezi ile tekrar emekçilere açıldı.
7 Haziran 2015’ten bu yana ise Türkiye sathında CHP’den bağımsız bir 1 Mayıs örgütlenmedi. Hatta HDP’nin kendini geri plana almasıyla birlikte CHP, 1 Mayıslara giderek daha pervasızca müdahale etmeye başladı. 2023 seçimlerine giden süreçte 1 Mayıslardaki CHP etkisi had safhaya ulaşmasına ve pek çok sol akım bu durumdan duyduğu rahatsızlığı dile getirmesine rağmen, işçi sınıfının temsilcisi olma iddiasıyla inisiyatif ve sorumluluk alan, DİSK’ten bağımsız bir eylem birliği hiç ortaya çıkmadı.
Bu tabloyu bozma yönündeki ilk önemli adım 2025 yılında atıldı. 2025 yılında Türkiye çapındaki tüm 1 Mayıs mitingleri, CHP’nin çizdiği içbarış çerçevesine göre gerçekleşirken Taksim eylemi bunun istisnası oldu. 1 Mayıs günü Şişli Camii önündeki buluşma CHP’nin seçim mitingleri çizgisiyle uyumlu değildi. Nitekim bu nedenden ötürü de CHP tarafından desteklenmedi. Ancak son anda kurulan bir tertip komitesinin toplantısıyla yapılan bir eylem çağrısı 1 Mayıs’ta sınıf işbirlikçiliğine, uzlaşma siyasetine karşı 1 Mayıs’ta ihtiyaç duyduğumuz eylemin, yani emekçiler arasında hükümete karşı politik bir çalışma yürütmeyi mümkün kılan bir eylemin değil, burjuva muhalefetinin gölgesinde kutlanan 1 Mayıslardan kendini ancak sembolik bir şekilde ayırt eden bir eylemin çağrısı olabilirdi. Nitekim öyle de oldu. Geçtiğimiz sene, bu sembolik eyleme Köz’ün arkasında duran komünistlerin de sembolik bir biçimde katılması gerektiğini söyleyerek özeleştiri vermiştik.

2026’da ileriye doğru ve 1 Mayıs’ı sembolik olmanın ötesine taşıyan bir adım daha atıldı. 2025’te Şişli’deki 1 Mayıs eylemini örgütleyenler, bu sene Nisan ayının başında harekete geçerek tüm sol akımları, sendikaları ve kitle örgütlerini Taksim 1 Mayısı’nı örgütlemek için sorumluluk almaya, ortak bir toplantı düzenlemeye çağırdı. Kendisini 1 Mayıs 2026 Taksim İnisiyatifi olarak duyurdu. Bileşeni olmayan sol hareketleri düzenlediği geniş katılımlı toplantılara katmak için çabaladı. En önemlisi de, DİSK’i beklemeden ya da DİSK’e basınç yapma tutumunu benimsemeden Taksim 1 Mayısı’nı sahiplenen, miting başvurusu yapan, kendi planını ve hazırlıklarını tarif eden bir hatta yer aldı. Biz de bu bağımsız tutumu emekçilerin harekete geçirilmesinde gerekli ve önemli bir adım olarak gördüğümüz için Taksim İnisiyatifi’nin bir parçası olacağımızı ve çalışmalarına katılacağımızı beyan ettik.
Taksim İnisiyatifi’nin Eyleminin Başarısının Sebepleri
Bu mevzinin kazanılabilmiş olmasını tesadüflere bağlayamayız. Bu başarının ilk sebebi, Taksim İnisiyatifi’nin herhangi bir dar grupçu tutumun ya da rekabetçiliğin ortak bağımsız iradeyi bozmasına izin vermeden hareket etmesidir. Farklı geleneklerden gelen, çeşitli siyasi konularda birbirinden farklı saptamalar yapan ya da tutumlar alan akımların ve sendikaların bir araya gelmesine rağmen İnisiyatif’in bileşenlerini ortaklaştıran payda, 1 Mayıs’ta DİSK’in teslimiyetçi tutumuna boyun eğmeyen bağımsız bir Taksim eylemi örgütlemek olmuştur. İnisiyatif’in yeni bileşenler katarak genişlemeye yönelik yaptığı toplantılar da, Türkiye İşçi Partisi ve İşçi Emekçi Birliği İnisiyatif içinde olmama kararı aldığında onlarla koordinasyon halinde hareket etmesi de, benzer bir kaygının sonucudur. Dar grupçu kaygıların belirleyiciliğinin olmaması, solun geniş bir kesiminin ortak hedefler doğrultusunda birlikte hareket edebilmesi adına önemli bir adım olduğu için bir başarıdır.
İkincisi ise İnisiyatif’in hem hazırlık aşamasında hem de 1 Mayıs gününde planlı hareket etmesidir. İnisiyatif, çağrısını ve amacını hem emekçilere hem de dışındaki güçlere ulaştırmak için bildiri ve pankart çalışmalarının yanı sıra 1 Mayıs gündemli bir işçi forumu da örgütledi. 1 Mayıs günü ise Taksim İnisiyatifi, TİP ve İşçi Emekçi Birliği’nin ortak çağrısı doğrultusunda saat 11’de Mecidiyeköy Meydanı’nda anlamlı bir kitle toplandı. Bu kitle kendi sloganlarını attı, flamaları ve pankartlarıyla eyleme katıldı. Kurulan kürsüde hem İnisiyatif hem de Tertip Komitesi’nin bileşeni olan kurumlar adına konuşmalar yapıldı, programın ardından eylem komitesinin aldığı karar ile eylem sonlandırıldı. Taksim yasağının kırılması nihai hedef olsa da, 2026 1 Mayısı’nda mevcut güç dengelerini gözeterek bir plan yapılması ve bu plana uygun hareket edilmesi de kitlesel bir buluşmayı mümkün kılmıştır. Taksim İnisiyatifi belirlediği yerde ve vakitte, belirlediği program çerçevesinde buluştu; yine kendi belirlediği şekilde eylemi noktalandırdı. İnisiyatif’in gösterdiği bu irade sayesinde eylem başarılı bir şekilde başladı ve tamamlandı.
Mecidiyeköy’deki eylemin kitlesel bir buluşma olarak gerçekleşebilmesinde İnisiyatif’in iradesi dışındaki gelişmeler de etkili oldu. Bu sene siyasi tablo değişmişti. Birincisi, hükümet tıkanan çözüm sürecinden zararsız çıkmaya çabalarken seçimlere hazırlanmaya da başladı. Bir yandan CHP’yi operasyonlarla kıskaca alırken diğer yandan da CHP’nin gözünü diktiği kararsız seçmenini koruma peşinde. Çözüm sürecinin kırılganlığı ve hükümetin eriyen tabanını tutma kaygısı, onun öteden beri uyguladığı tereddütlü şiddetin tereddüt dozunu arttırdı. Taksim’e ulaşan yollar yine kapatılsa da bu yılki abluka geçen yıldan çok daha zayıftı; Mecidiyeköy’de buluşmaya imkan veren bir şekilde önlem alınmıştı. 500’ü aşkın kişi 1 Mayıs günü gözaltına alınsa da, geçen yılın aksine bir tutuklama olmadı.

Hükümetin artan tereddütleri 1 Mayıs’la sınırlı değildi. Bağımsız Maden-İş’te örgütlü işçilerin Ankara’daki eylemine, eylemi bitirecek bir saldırı teşebbüsünde bulunmadı. Güya “arabulucu” rolünü üstlenerek, “sorumsuz” maden şirketine karşı işçinin hakkını savunduğu bir görüntüyü kamuoyuna sundu. Diğer yandan, hükümet içindeki “Şimşek Programı” karşıtı kanadın daha çok görünür olmasını da seçime hazırlanırken ekonomi politikalarındaki yalpalayışının ifadesi olarak değerlendirmeli.
Hükümet kanadından solun durumunda değişenin ne olduğuna döndüğümüzde, 1 Mayıs’ta Taksim diyenlerin arttığı görüldü. Geçen yılki Taksim Tertip Komitesi’nin bileşimi genişledi. İnisiyatif’in parçası olmayan İşçi Emekçi Birliği ve TİP, ortak bir çağrıda bulundu. Geçtiğimiz yıl Taksim demeyen kimi örgütler bu yıl müstakil çağrılarla Taksim’i işaret etti. Bunlar arasında TİP’in varlığı, eyleme katılanların sayısını önemli ölçüde arttırdı.
Fakat 2026 1 Mayısı’ndaki başarı bu gelişmelerle açıklanamaz. Başarının sağlanabileceği koşulların oluşması elbette önemlidir. Ancak herhangi bir nesnel gelişme, onu kendi hedefi doğrultusunda istismar edebilecek, hazır ve sorumlu bir girişimin varlığı olmadığı sürece bir başarıya ulaşamaz, 1 Mayıs’ta gördüğümüz tabloyu yaratamaz. Taksim İnisiyatifi, önce bağımsız ve özgücüne güvenen bir tutum takınmış, sonra da 1 Mayıs hedeflerine uygun olarak mevcut koşulları değerlendirmiş, gücünü doğru hesap etmiş, alanı yönetmiştir. Bağımsız bir iradeyi ortaya koyan bir inisiyatifin varlığı, geçtiğimiz yılların aksine başarılı bir 1 Mayıs’ın örgütlenmesinin esas sebebidir.
Asıl Kriter Bağımsız Çizgi
Mecidiyeköy’de gerçekleşen 1 Mayıs eyleminin başarı ölçütünü DİSK’in teslimiyetçiliğine boyun eğmeyerek düzen partilerinden bağımsız bir eylem örgütlemesi olarak koymak, Kadıköy’deki mitingin değerlendirme ölçütünü de sunar. Mecidiyeköy 1 Mayısı’nı Kadıköy 1 Mayısı’ndan ayıran, bir tarafta devrimcilerin diğer tarafta reformistlerin buluşması değildir. Nitekim her iki taraftaki eyleme de solda sıklıkla devrimci yahut reformist diye adlandırılan akımlar katılmıştır. Asıl fark 1 Mayıs’ta düzen partilerinden ve onun aparatlarından bağımsız ve kitlesel bir eylemi örgütlemeye dairdir. Devrimcilere düşen de bu bağımsız hattın kurulması için çaba harcamak, böyle bir hat tarif edildiğinde de onu güçlendirmek için parçası olmaktır.
Kuşkusuz, herhangi bir sol akımın herhangi bir mitinge kendi pankartı ve kortejiyle katılması, kendi sloganlarını atması her zaman bağımsız bir tutum anlamına gelir. Ancak bağımsız ve kitlesel bir eylemi örgütlemek, bağımsız bir tutum takınmanın ötesinde bir anlama ve etkiye sahiptir. Mecidiyeköy’deki buluşmayı Taksim’e çıkmaya yönelik herhangi bir bağımsız girişimden, Kadıköy’deki herhangi bir kortejden ayırt eden nokta tam da burasıdır. Düzenin uzantılarının damgasını vurduğu eylemlere katılarak müdahale etmenin mi, bu mitinglerden bağımsız eylem ve mitingler düzenlemenin mi daha doğru olduğu, ilkelerden türetilip mutlaklaştırılarak yanıtlanabilecek bir soru değildir. 2026 İstanbul 1 Mayısı’nda da bu durum somut kıstaslarla değerlendirilmelidir.
Somut durumun temel öğeleri şunlardır: Birincisi, doğru ya da yanlış, 1 Mayıs tartışmalarının merkezinde Taksim konusu durmaktadır. İkincisi, bu tablonun bir sonucu olarak, emekçilerin geniş bir kesimi 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istemektedir. Üçüncüsü, tam da bu tablo nedeniyle, bu sene Taksim’e gitme kararı almayan akımlar bile doğru olanın 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak olduğunu açıklamaktadır. Dördüncüsü, sonrasında açığa çıktığı ve hatta bizim öngörmemiş olduğumuz üzere hükümetin açmazları ve yalpalayışları nedeniyle, Taksim yönünde bir irade gösterenlerin 1 Mayıs’ı kitlesel bir buluşmayla kutlama olanakları vardı. Beşincisi, İstanbul’da Taksim dışında bir yerde 1 Mayıs mitingi örgütlemeyi hedefleyenler, geniş işçi kesimlerinin ve sol hareketin temsilcilerinin buluştuğu bir miting örgütlemeyi değil, tümüyle kendi güdümlerinde günü kurtarmaya yönelik bir müsamere düzenlemeyi hedeflemekteydi.

Nitekim 1 Mayıs tablosu da bunları doğrulamıştır. Bu koşullar altında Mecidiyeköy eylemine katılmamak, ya 1 Mayıs’ı her daim DİSK’in ve CHP’nin yanında kutlama alışkanlığını ya da Taksim’deki 1 Mayıs kutlamasının verili koşullarda kadro eylemi olmaya mahkum olduğunu kabullenmek anlamına gelir. Birinci bağımlılığın tedavisi yoktur. İkinci saptamayı yapanlarınsa, hele de “1 Mayıs Taksim’de kutlanmalıdır” çağrısı yapıyorlarsa, Mecidiyeköy’deki eyleme en azından bir kadro eylemine gelir gibi katılmaları doğru olurdu. Ancak 2026 1 Mayısı, bir kadro eyleminin ötesine geçmenin mümkün olduğunu gösterdiği için, önümüzdeki 1 Mayıs’ta bu kesimlerle eylem tarzları üzerinden devrimcilik-reformizm tartışmasına girmek yerine, onları da bu kitlesel buluşmanın örgütleyicisi olmaya davet etmek gerekir. Böyle bir çizgiyi tarif edip gereklerini yerine getirdiği için, bu sene devrimcilerin icabet etmesi gereken çağrı 1 Mayıs 2026 Taksim İnisiyatifi’nin çağrısıydı.
Tartışmalar ve değerlendirmeler İstanbul’daki tablo üzerinde yoğunlaşsa da CHP’den ve sendikal bürokrasiden bağımsız bir 1 Mayıs konusundaki irade, her yerde ve her zaman aynı biçimde somutlanmak zorunda değildir. Ayrı bir mitingin örgütlenebileceği koşulların olmadığı yer ve zamanda yapılması gereken ile bu koşulların mevcut olduğu 2026 İstanbul 1 Mayısı gibi örneklere verilecek tek tip yanıtlar yoktur. İzmir’de bir araya gelen örgütlerin, belediye başkanı Cemil Tugay’ın miting sahnesine çıkmasını engellemesi bunun bir örneğidir. Zaten 1 Mayıs’tan evvel bu iradesini ortak bir deklarasyonla kamuoyuna duyuran örgütler, miting alanında da buna uygun davranmış, Cemil Tugay’ı ve İstiklal Marşı’nı protesto etmenin ötesine geçmişlerdir. Bu örnek alınması ve daha da ileri taşınması gereken bir tutumdur.
Taksim’i Emekçilere Açmak İçin Ne Yapmalı?
Taksim’in daha önce emekçilere nasıl açıldığını hatırlamakta fayda var. 2010 1 Mayısı’nda veyahut Gezi’de olduğu gibi burjuva partilerine yedeklenmeyen kitlesel bir mücadele ortaya çıktığında Taksim emekçilere ve devrimcilere açılıyor. Söz konusu kitleselleşme, proletaryanın en politik kesimi olan Kürt emekçiler harekete geçmeden sağlanamaz. Kürtlerin demokratik taleplerini gündem etmeyenler, işçi sınıfının bu militan bölüğünü de harekete geçiremez.
2027 1 Mayısı’nın 2026’yı aşmasını istiyorsak bu görevin de üstesinden gelmemiz gerekir. Kadroların sınırlarını aşıp kitleleri hareketi geçirmeyi hedefleyen, demokratik hak ve özgürlükler sorununu Kürtlerin taleplerini kapsayacak şekilde merkeze oturtan, grupçuluktan uzak bir çizgiyi bugünden hayata geçirmeli. Temmuz’daki NATO zirvesine karşı yapacağımız hazırlıklar, bizi bu hedefe yaklaştıracak ilk fırsat olduğu kadar sorumluluklarımızı yerine getirip getiremeyeceğimizi de gösteren bir sınav olacaktır.
2026’da Mecidiyeköy’de 1 Mayıs’ın makus talihinin değişebileceğini gösterdik.
Kazandığımız umudu, cesareti ve güveni daim kılmaksa yine bizim elimizde.










