1 Mayıs Mahallesi’nde güncel siyasi sorunları ve gelinen süreci tartışacağımız bir ev sohbeti planladık. Adını söyleşi koymamamızın nedeni katılımcılarının güncel siyasi süreci parça parça değerlendirdiğimiz dostlarımız olmasıydı ve genel olarak anlatıcının gündeme sadık kalmasını sağlamak istedik. Bu anlamda karşılıklı sohbet olarak gerçekleşen bir anlatım oldu. Yaklaşık olarak on kişinin katıldığı bu tip ev çalışmalarını düzenli olarak yapmak istiyoruz.
Ev sohbetinde genel olarak şunları söyledik:
Bugün burada aslında detaylı olarak gelinen adına “barış” süreci bile diyemediğimiz bir süreç hakkında konuşacağız ama bugünü anlamak için PKK’nin kuruluşundan bugüne olan tarihe ve Ortadoğu’nun her zaman dengelerini bozan Kürdistan sorununa ve dünya siyaset dengelerinde nerede durduğunu ve Türkiye’nin bu sorundaki rolüne değineceğiz.
Bugüne geldiğimizde içinde bulunduğumuz bu dönemi uzun zamandır tarif ettiğimiz devrimci durum tespiti, rejim krizi ve devrimci hareketin durumunu, açmazlarını konuşacağız. Bu söyleşilerin bir amacı da geçmişi ve bugünü anlamanın yanı sıra önümüzdeki görevleri tahlil etmektir. Komünistlerin nasıl bir rotası olması gerektiğini de belirlemektir.
Bugünkü çözüm sürecini ne hükümetin kesin zaferi ne de kendiliğinden demokratikleşmeye ulaşacak bir proje olarak görmek gerekir. Parçalanmış rejim içinde seçim hesaplarıyla ilerleyen bu süreçte PKK’nin silah bırakması teslimiyet, Çerçeve Yasa’nın reformsuzluğu da hükümetin bütün hedeflerine ulaştığı anlamına gelmiyor. İçinde bulunduğumuz dönem genel devrimci yükselişin sonu değil, bağımsız siyasetin alanının daraldığı geçici bir geri çekilme molasıdır. Bu koşullarda düzen partilerinden bağımsız ortak bir siyasi hat kurmalı; işçi sınıfı ve kitle örgütleri içinde esnek, sabırlı ve uzun vadeli bir hazırlık yürütmeliyiz.
1990’ların başında ABD, Avrupa Birliği’ni zayıflatmak ve Orta Doğu’daki etkisini artırmak amacıyla Türkiye’nin siyasal olarak yeniden yapılandırılmasını ve “demokratikleşmesini” destekledi. Bu projenin ilk adımlarından biri PKK’nin tasfiye edilmesi ve Kürdistan sorununun Türkiye sınırları içindeki bir “Kürt sorunu”na indirgenerek çözülmesiydi. 1991’de kamusal alanda Kürtçeyi yasaklayan kanun kaldırıldı; Özal ve Demirel sorunun tanınmasına yönelik sınırlı adımlar attı. SSCB’nin dağılmasıyla PKK’nin sosyalizme, devrime ve ulusal bağımsızlık hedefine yaklaşımı değişti; mücadeleyi parlamenter ve toplumsal alana taşıyan “Türkiyelileşme” anlayışının temelleri atıldı.
1993’te PKK tek taraflı ateşkes ilan etti, ancak Özal’ın ölümü ve Bingöl’de 33 askerin öldürülmesi sonrasında süreç sona erdi. Devlet çözüm arayışlarını rafa kaldırdı; baskı ve gayrinizami harp politikaları hız kazandı. 1996 Susurluk, 1997’de 28 Şubat ve 1999’da Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesi devletin yeniden yapılandırılmasının parçaları oldu. 1999-2004 arasında Avrupa Birliği ile müzakereler yürütülürken anayasal ve yasal değişiklikler yapıldı; idam cezası kaldırıldı, MGK sivilleştirildi, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırıldı ve Kürtçe yayınların önündeki engeller azaltıldı.
2002’de AKP iktidara geldi. Reformlar sürerken ABD, TSK, AKP, TÜSİAD ve Gülen Cemaati arasındaki güç mücadelesi derinleşti. 2004’ten sonra Kürt sorununun çözümü ve devletin demokratikleştirilmesi ortak bir devlet politikası olmaktan çıkarak devlet içindeki farklı güçlerin mücadele konusu hâline geldi.
2007 yılında Bin Umut vekillerinin meclise girmesiyle DTP-BDP-HDP çizgisi parlamenter ve toplumsal alanda güçlendi. 2009 Kürt Açılımı, Habur ve Oslo görüşmeleriyle ilerledi; ancak KCK operasyonları, Roboski ve Hakan Fidan kriziyle sona erdi.
2012’de açlık grevleri ile daha da yükselen sokak hareketi, hükümeti Öcalan ile görüşmeye zorladı. PKK ile Öcalan doğrudan muhatap alındı, BDP sürece katıldı ve müzakere süreci toplumsallaştı. 2013 Gezi ayaklanması yaşandı ve bu süreçte beklenenin aksine HDP güçlenerek çıktı, AKP-Cemaat çatışması ve Suriye’de değişen güç dengeleri süreci etkiledi. Erdoğan’ın Dolmabahçe mutabakatını reddetmesi ve 7 Haziran 2015 seçimlerine giderken çözüm masasının devrilmesi seni başkan yaptırmayacağız kampanyasıyla HDP’nin meclise girmesi ve Erdoğan’ın tek başına hükümet kuramayıp MHP’ye teslim oldu. 2015 yılında iç savaş başladı. Suruç ile başlayan ve bugün hala tam olarak bitmeyen bir iç savaş.
2015 sonrasında HDP bağımsız bir sol blok oluşturmaktan uzaklaşarak CHP öncülüğündeki muhalefete destek verdi. Kitlelerin CHP’ye yönelmesi gerçek bir güven ve bağlılıktan değil, güçlü ve bağımsız bir alternatifin bulunmamasından kaynaklandı. 2024’te başlayan yeni süreç ise bütünlüklü bir devlet projesi veya 2012 yılındaki gibi Kürtlerinde dahil olduğu bir süre değil açık bir müzakere süreci gibi de değildir; iktidar ortaklarının ve siyasi partilerin seçim hesapları belirleyicidir. PKK’nin silah bırakması teslimiyet değil, uzun süredir gündemde olan siyasi dönüşümün devamıdır.
Yeni Dönemde Sınıf Hareketinin Yol Haritası Nasıl Olmalı?
Sol hareketlerin önemli bir bölümü “birleşik mücadeleyi büyütme” gerekçesiyle Özgür Özel’in ve CHP’nin siyasi yörüngesine girmiş durumda. Düzen muhalefetinden bağımsız kalmak isteyen sol güçlerin yapması gereken mevcut koşulları ve güç dengelerini doğru değerlendirerek bağımsız siyasal çizgiyi koruyan fakat kitlelerle bağ kurabilen esnek bir çalışma yürütmektir.
Mevcut geri çekilme geçicidir ve genel yükselişin nesnel koşulları yakın gelecekte yeniden devreye girecektir. Bu nedenle bugünün temel görevi hemen büyük bir siyasal atılım gerçekleştirmek değil, gelecekteki yükselişe hazırlanmaktır.
Birinci ayak, düzen muhalefetinden bağımsız bir siyasi güç birliği oluşturmaktır. İşçi sınıfının bağımsız siyasi eylemini savunan güçler ortak ve görünür bir tutum geliştirmelidir. Bu birliktelik 1 Mayıs, siyasal özgürlükler, NATO ve savaş gibi başlıklarda düzen güçlerinden bağımsız ve eylemli bir yanıt oluşturmalıdır. Kürtlerin demokratik ve kültürel hakları doğrudan gündeme getirilmeli, bağımsız bir emekçi seferberliğiyle kazanılabileceği vurgulanmalıdır. Bugünkü dönem büyük bir siyasal atılım değil, geleceğe yönelik örgütsel ve siyasal hazırlık dönemidir.
Hazırlığın diğer ayağı doğrudan işçi sınıfı ve kitle örgütleri içerisinde kurulmalıdır. Bağımsız siyasi çizgisini terk etmeden kitlelerden kopmak istemeyen güçler; sendikalarda, derneklerde ve yerel örgütlenmelerde esnek bir çalışma yürütmelidir. Varoşlarda devrimci siyasetin imkan ve olanaklarını değerlendirmeliyiz.
Devrimci güçlerin, kitle örgütlerinin içinde çalışması ve kitlelerin gündelik, yerel ve somut taleplerini siyasi faaliyetin parçası hâline getirmesi gerekir. Temel sınav, bağımsız siyasi çizgiyi kaybetmeden esnek bir kitle çalışması yürütebilmektir.
Düzen muhalefetinden bağımsız ortak siyasi duruş ile işçi sınıfı ve kitle örgütleri içindeki esnek faaliyet birbirini tamamlamalıdır. Bu nedenle farklı kitlelerin bilinç düzeyine, gündelik sorunlarına ve somut taleplerine uygun çalışma yöntemleri geliştirilmelidir.
1990’larda dünya çapında sosyalist ve devrimci hareketler geri çekilirken Türkiye’de devrimci hareket geri çekilme döneminde yükseldi; 89 bahar eylemleri, 95 Gazi ayaklanması ve 96 1 Mayıs gibi kısa yükselişler oldu. Ancak bu bugün yaşadığımız dönemle de özdeşleşecek bir atılımdı. Devrimci önderliğin yokluğu bu yükselişi kalıcılaştıramadı. 2000’lerin ortalarından itibaren kitle hareketi yeniden yükseldi, Gezi ve Kobane ayaklanmalarının ardından 2015’te zirveye ulaştı. Bugünkü dönem genel yükselişin sona ermesi değil, yükselişin ortasında yaşanan bir “geri çekilme molası” olarak görülmelidir.
Bugün rejim krizi derinleşirken yönetenler eskisi gibi yönetemiyor, yönetilenler de eskisi gibi yönetilmek istemiyor. Kitlelerin hareketliliği sürse de bu hareket önemli ölçüde CHP’nin denetimindedir. Bu nedenle temel görev, düzen muhalefetinden bağımsız siyasi çizgiyi korurken işçi sınıfı, Kürt emekçileri, sendikalar, dernekler ve kitle örgütleri içinde esnek bir çalışma yürütmektir. Devrimci örgüt ile kitle örgütü arasındaki ayrım doğru kurulmalı, kitlelerin gündelik ve yerel talepleri siyasi faaliyetin parçası hâline getirilmeli ve gelecekteki yükselişe hazırlanılmalıdır.
Bir sonraki ev söyleşimizde görüşmek üzere diye sözlerimizi bitirdik.
1 Mayıs Mahallesi’nden Komünistler









