Suruç Aileleri İnsiyatifi’nin çağrısı ile 20 Temmuz, Kadıköy Halitağa’da gerçekleşen anmada Suruç aileleri, SGDF, DEM Parti vekili Kezban Konukçu konuşmalar gerçekleştirdi. Suruç İçin Adalet Platformu avukatı Sezin Uçar, saldırıdan yaralı kurtulan Uğur Ok ve ESP Eş Genel Başkanları Hatice Deniz Aktaş ve Murat Çepni’nin anma için gönderdiği mesajlar okundu.

Suruç Aileleri İnisiyatifi adına hazırlanan “Suruç İçin Adalet, Herkes İçin Adalet” başlıklı açıklamada; yıkılmış bir kenti yeniden inşa etmek için yola çıkanların canlı bombanın hedefi olduğu saldırıda yitirilenleri andıklarını, yıllardır farklı kent meydanlarında aynı soruları ve talepleri dile getirdiklerini, gerçek failler ve sorumlular olan planlayıcıları azmettiriciler, katliama göz yuman kamu görevlileri ortaya çıkarılarak yargılanmadığını, istihbarat ve emniyet birimlerinin saldırıyı bildiği ancak görmezden geldiği, saldırının önlenebilir olduğu failleri ortaya çıkaracak adil bir yargılama olmadığını ifade ederek tüm gerçek faillerin ortaya çıkarılması, ihmali ve sorumluluğu olan kamu görevlileri hakkında etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmesini, firari sanıkların yakalanmasını ve yargı önüne çıkarılmasını, Suruç Katliamı’nın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesini ve zamanaşımı uygulanmamasını, adil, şeffaf ve etkin bir yargılama yapılması taleplerini dile getirdiler.

Suruç gibi Amed ve Ankara katliamlarının hesabının sorulması ve adaletin tesis edilmesi için emekçilerin kitlesel bir seferbeliğinin gerektiğini, emekçilerin seferberliğinin de ancak bir devrimci odakla sağlanabileceğini öne çıkarma amacıyla eyleme katılmayı planladık. İlişkilerimizden bir çoğunu katmaya çalışsak da katamadık.

Planımız doğrultusunda flamamızı ve “Amed, Suruç, Ankara’nın hesabı emekçilerin kitlesel seferberliğiyle sorulacak”, “Suruç’a Adalet Devrimle Gelecek”, “Suruç’ta Düşenler Yüzünü Devrime Dönenlerdir” dövizlerimizi taşıdık.

Halitağa’da yapılan basın açıklaması Süreyya Operası’na doğru yapılan yürüyüşle sona erdi. Kararlaştırdığımız üzere gençlik örgütlerinin düzenlediği bu yürüyüşe katılmadık.

Ayrıca anmada söz verilmesi ihtimaline binaen bir konuşma da hazırladık: “Amed ve 10 Ekim Gar Katliamı gibi Suruç katliamı da üzerinde yaşadığımız burjuva diktatörlüğünün doğrudan sorumlusu ve bizzat faili olduğu katliamların ayrılmaz birer parçasıdır. Bu düzenin bekçisi hükümet kendi krizini çözmek için açmış olduğu içsavaşla o gün yüzünü devrime dönen devrimcilerin üzerine yürüdü. Bugün de gözaltılar ve tutuklamalarla bu saldırılar sürmekte. O günden beri korkusu değişmedi: adalet ve özgürlüğünü seferberliği ile tesis edecek bağımsız bir emekçi hareketi. Dün olduğu gibi bugün de devrimcilerin katledilmesinin, tutsak edilmesinin esas sebebi budur. Çünkü devrimciler hükümeti korktuğu yerden vuruyor. Suruç’ta düşen devrimcilerin kavgasını; adaleti ve özgürlüğü, emekçilerin tüm özlemlerini onları hükümetin karşısına onu süpürmek için dikecek ortak bir devrimci iradeyi hep birlikte büyüteceğiz… Devrimciler ölür devrimler sürer.”

Anadolu Yakasından Komünistler