Alınteri ve Köz olarak bu sene yirmi dördüncüsü düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katıldık. Festivale katılmamızın birbiriyle ilişkili üç amacı vardı. Birincisi, devrimci odağı yaratmak için yaklaşık dokuz ay önce başlattığımız güçbirliğinin politik muhtevasını anlatmaktı. İkincisi, güçbirliğimizden güç alarak hem Dersim’de olan hem de bizler gibi Türkiye’den gelen diğer sol akımlarla temas etmek ve var olan bağlarımızı güçlendirmekti. Üçüncüsü ise festival vesilesiyle görüşebileceğimiz ilişkilerimizle buluşmayı hedefledik.
Bir Festival Değerlendirmesi
Festivalin içeriği geçen seneye kıyasla Dersim yereliyle ve bu yerelin ekolojik ve kültürel sorunlarıyla daha fazla ilişkiliydi. Gerek festival kapsamında düzenlenen etkinliklerin gerek bu etkinliklerde yapılan konuşmaların çoğu bu sınırları aşmayan bir içerikte gerçekleşti. Üstelik CHP her sene tertip komitesi içerisinde yer alsa da bu sene düzenlenen siyasal süreç paneli de dahil olmak üzere hemen hemen her etkinlikte Yeni Parti konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye’nin içinde bulunduğu rejim krizi, DEM’in tarafsızlaşarak tabanını siyaset sahnesinin dışına itişi ve muhalefet koltuğunu Özgür Özel’in Yeni Parti’sinin doldurduğu koşullar, elbette festivalin de nasıl geçeceğinin resmini önden gösteriyordu. Festivalin bu siyasi tablodan bağımsız bir şekilde geçmesi asıl olarak şaşırtıcı ve beklenmeyen bir şey olurdu. Biz de bunun bilinciyle planımızı yaptık. Bu tabloya karşı mücadeleyi, festival kapsamında düzenlenen etkinliklerin soru-görüş bölümünde bağımsız, devrimci hattı vurgulamak üzere alacağımız sözlerle vermeyi anlamlı, daha doğrusu mümkün de bulmadığımız için DEM, SMF ve Yeni Parti’nin konuşmacı olduğu “Türkiye’de Siyasal Süreç, Ortadoğu ve Emperyalist Hegemonya” panelinde dahi söz almayı tercih etmedik. Buna dair görüşlerimizi daha çok birebir görüşmelerimizde, gerek ilişkilerimizle gerekse diğer sol akımlardan arkadaşlarımızla ettiğimiz sohbetlerde anlatmayı tercih ettik. Bu isabetli ve doğruydu.
Fakat festivalin de sınırlarını belirleyen nesnel koşullarla ilişkili tablosu, değerlendirmemizin yalnızca bir boyutunu oluşturuyor. O yüzden sıkça yapıldığı gibi sadece içeriğe veya festivalin örgütlenmesine ilişkin teknik sorunlara odaklanan olumsuz bir değerlendirme, bizim Alınteri ile festivale katılırkenki beklenti, amaç ve kaygılarımızla uyumsuz olur. Festivalin bütünlüklü bir değerlendirmesini yapmak, bizim açımızdan asıl olarak baştaki kıstaslarımızı gözeterek mümkün olabilir.
Festivale DEM’i ve SMF’yi saymazsak Dersim dışından katılan yalnızca biz olduğumuz için sesleneceğimiz kesimler sınırlıydı. Ama buna rağmen SMF ve ESP ile geçen seneye kıyasla daha yakın bir bağ kurduk. Bu kesimlerle festivale yansıyan tablonun Türkiye’deki genel siyasi tabloyla ilişkili olduğunu, bu sebeple karşılaştığımız sorunların festival sınırları içerisinde çözülemeyeceğini konuştuk. Düzen partilerinin emekçi hareketi üzerindeki basıncına karşı bağımsız, devrimci bir mücadeleyi savunanların güçlerini sınıf içinde birleştirmeleri gerektiğini vurguladık. Alınteri ile başlattığımız güçbirliğini bunun mütevazı bir örneği olarak anlattık, diğer sol hareketlere de devrimci odak yaratmak için çağrımızı eylemli bir şekilde yükselttiğimizi söyledik. Keza konuştuğumuz arkadaşlarımızla da devrimcilerin rekabetçi ve dargrupçu tutumlardan uzak bir şekilde devrimci siyaset temelinde eylem birliklerinde, güçbirliklerinde bir araya gelmesi gerektiğinde ortaklaştık. Gazete ve dergilerimizi, gazetemizin güçbirliğinin ilk aylardaki çalışmalarına yer veren devrimci odak ekini, broşürlerimizi ilettik; onların yayınlarını da biz aldık.
Bunun yanı sıra festival vesilesiyle hem geçen sene hem de daha evvelden tanıştığımız ilişkilerimizle de görüştük. Sohbetlerimizde Kürdistan sorunundan Türkiye’deki siyasi tablo ışığında devrimcilerin görevlerine uzanan birçok meseleyi konuştuk, tartıştık. Sol siyasetlerden arkadaşlarımızı davet ettiğimiz gibi bu kesimleri de Alınteri ile birlikte örgütlediğimiz kampa davet ettik; onlara yayınlarımızı ulaştırdık.
Kısacası festivale Alınteri ile birlikte katılmamız, sol akımlarla olduğu gibi çevremizdeki kesimlerle de temasımızda bize güç verdi. Aynı zamanda hem Evvel Temmuz Festivali’ne hem de Munzur Festivali’ne katılmamızın güçbirliğimiz çerçevesinden baktığımızda bu yerelleri aşan bir politik etkisi de oldu.
Festival Programı
Festivalin Nazımiye’deki programı hariç tüm etkinlik, yürüyüş ve açıklamalarına Alınteri ile beraber katıldık. İki gün Dersim’de, son gün ise Hozat’ta etkinlik alanlarında ortak standımızı açtık. Dersim’deki standımızı ESP ile birlikte, panellerin gerçekleştirildiği Sanat Sokağı’nda kurduk. Geçen seneye göre stant açan sınırlı sayıda siyaset vardı, polisin de stant açan kurumlara yönelik görece daha büyük bir baskısı oldu. İkinci gün ESP’den, üçüncü gün ise Alınteri’den yoldaşlarımız uyduruk bahanelerle gözaltına alındı. Polisin takip ve gözaltı saldırılarına karşı ortak bir şekilde hareket ettik. Festival kapsamında düzenlenen yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında ESP’ye ve Alınteri’ne yapılan gözaltılara karşı ses çıkartmak üzere tertip komitesiyle de temasa geçtik.
Geçen sene bir eksiklik olarak gazetemizi pek kullanamadığımızı tespit etmiştik. Bu sene bu eksikliği gidermek için hem Dersim’de hem de Hozat’ta gazetemizle beraber Devrimci Proletarya’yı da yaygın bir şekilde emekçilere ulaştırdık.










