HDK tarafından 8-9 Kasım tarihleri arasında düzenlenen “Sosyalizm Yeniden” başlıklı konferansa katıldık. Konferansta kadın sorunundan, ekolojiye, devlet-demokrasi ilişkisinden enternasyonalizme kadar pek çok farklı konu ele alındı. Konferansın ilk günkü oturumlarına değil, ikinci günkü oturumlarına katılmayı planladık.

Konferansı ikinci günü kapsamında değerlendirdiğimizde karşımıza çıkan tablo, Türkiye ve dünya sol hareketinin genel tablosundan bağımsız değil. Sunumların ekseriyetine hakim olan hava, Sovyetler Birliği’nin yenilgisinden sonra -pek çok konuşmacı bunu reel sosyalizmin yenilgisi olarak tanımlamakta- sosyalist hareketin bir muhasebesini yapmak ve çıkış yolu aramak üzerineydi. Gerek ülkemizde, gerekse dünyada komünist bir odağın yokluğunda tekil tekil farklı yerel siyasi öznelerin bu şekilde çıkış aramaları anlaşılır olsa da sonuçsuzluğa da mahkum. Zira Ekim Devrimi’ni mümkün kılan, 1905’in yenilgisinden, Şubat ayaklanmasındaki eksikliklerden ders çıkarabilen bir komünist partinin varlığıydı. Keza Ekim Devrimi sonrası yaklaşık 65 yıllık bir periyotta dünyada bir devrimci dalganın fitilini ateşleyen de II. Enternasyonal’in muhasebesini yaparak dünya proleteryasının önüne farklı bir hat sunabilecek Komünist Enternasyonal’in en azından belirli bir dönem için varlığıydı.

Bugün ise SSCB’nin ve çok daha önemlisi Komünist Enternasyonal’in yenilgisinden devrimci bir ders çıkaracak araçtan yoksunuz. Bu sebeple yapılan sair değerlendirmelerin hepsi de yerel bir ufka sahip olmaya ve nihayetinde II. Enternasyonalin tezlerinin ve hatta kimi zaman II. Enternasyonalden de eski anarşist tezlerin kopyası olmaya mahkum.

Tarihimizdeki yenilgilerden ders çıkarmak, önümüze devrimci bir yol haritası çizmek için evvela bunu yaratabilecek aygıta sahip olmak gerek. Bu sebeple Köz’ün arkasında duran komünistler olarak Komünist Enternasyonal’in düşen bayrağını yeniden dalgalandıracak, dünya devrimine tarihinden çıkardığı derslerle yön verebilecek dünya komünist partisinin yaratılması mücadelesini en acil görevimiz olarak görüyoruz. Bu perspektifle etkinlikte aldığımız sözde de özetle “Bugün Türkiye’de içerisinde yaşadığımız ortamın Ekim Devrimi gibi proleter devrimlerin çağının geçtiğini değil aksine güncelliğini gösterdiğini, Türkiye’de bir yandan 12 Eylül rejiminin çatırdaması öte taraftan da Erdoğan’ın şahsi ikbali sorununun devrimci bir durum yarattığını, yönetilenlerin eskisi gibi yönetilmek istemediği, yönetenlerin ise eskisi gibi yönetemediğini, devrimcilerin bu durumda ortak bir şekilde burjuvaziden hareket ederek devrimci bir odağın yaratılması için çaba göstermesi gerektiğini, 23 Kasım’da Köz, Alınteri, SMF ve Komün tarafından ortak düzenlenen Ekim Devrimi paneline de bu konuları tartışmak üzere herkesi davet ettiğimizi” belirttik.

“Komünist Bir Dünya Kuracağız!”
“Yolumuz Ekim Devriminin Ayaklanma Yoludur!”

Avrupa Yakası’ndan Komünistler