Amed Marksist Okulu (DMA) ve Laborans işbirliğiyle 13 Haziran’da düzenlenen sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm paneline katıldık. Panelde, Şerefxan Ciziri, Münir Köymen ve Sinan Çiftyürek konuşmacı olarak yer aldı.
Şerefxan Ciziri, Kürtçe yaptığı sunumda, Karl Marx’ın ulusal kurtuluş mücadelelerini sınıf mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü, tarihsel İrlanda ve Polonya’ya yaklaşımın bunu somutladığını ifade etti. Marx’a göre ezilen halkların kendi kaderini tayin etme mücadeleleri işçi sınıfının genel kurtuluşuyla bağlantılı olduğunu dillendirdi. İrlanda ve Polonya’daki bağımsızlık mücadelesinin ulusal kurtuluşun sadece bir toprak veya devlet meselesi olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve sınıfsal bir boyut taşıdığını ortaya koyduğunu belirtti.
Marx’ın bir ülkeyi ve halkını doğru tahlil edebilmek için o halkın dilini öğrenmeye yönelik çabasını gündeme getirdi. Dilin toplumsal ve siyasi analizdeki merkezi rolüne işaret ederek, dilin bir halkın direnişinde ve kimliğinin muhafazasında vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurguladı.
Münir Köymen’in konuşması ise özetle şu şekildeydi:
‘’Ezilen ulus sorununa yaklaşımına dair 3 farklı dönemin söz konusu. 1848-1860 arasında sosyalizmin gelişmesinin nesnel koşullarına göre ele alınıyor. Bu dönemde kapitalizm yeni gelişiyor. Devrimin baş düşmanı olarak Çarlık Rusyası gericiliği var. Slav halklarını Çarlık Rusyası’nın etki alanı sürükleyeceği için Osmanlı’dan Slavların Avusturyadan Çeklerin ayrılmasına karşı bir tutum söz konusu. Marx ve Engels’in tutumu da böyledi.
1860-1870 yılları arasında ulusal sorunun temel taşları atıldı. İrlanda’nın kurtuluşu olmadan İngiltere’nin kurtulamayacağı görüldü. Proleter devrime en yakın ülke İngiltere’ydi ancak burada devrimin önündeki engel İngiltere ve İrlanda işçileri arasındaki düşmanlıktı.
3. dönem ise emperyalizm döneminde 2. Enternayonelin soruna bakışıyla şekillendi. 2. Enternayonel’de sömürgeciliği savunanlar mevcuttu. Sosyalizmin de sömürgecilik politikası olması gerektiği, geri halkalara uygarlık getirebileceği savunuldu.
Ezilen ulus iki ülkenin temel sorunu Avusturya ve Çarlık Rusya. Üçüncüsü Osmanlı. Hınçak ayrıca Taşnak 2. Enternasyonel üyesi olup programlarında bu soruna yer vermiştir.
Ezilen ulus sorununa yaklaşım dil, coğrafi, ekonomik, kültürel birlik , kültürel etkilerin sonuçları kriterlerine göre değişmektedir. Dili ve Kültürel özerklik kriterini savunanlar Bauer, Kautsky. Rosa bir kamptadır. Bu kamp küçük ulusların bağımsızlığı hak etmeyeceklerini iddia ediyordu. Ulusların kendi kaderini tayin hakkı yerine işçi sınıfının kendi kaderini tayin hakkını savunuyordular. Bolşevikler ise diğer ikisini coğrafi ve ekonomik faktörleri savundu. Lenin ile beraber ulusların kendi kaderini tayin hakkı belirdi.
Tayin hakkı nedir? Siyasal bağımsız bir devlet kurma hakkı kurmaktır. Devlet kurma hakkını reddersen UKKTH’yi reddersin, bu ulusal sorunda ilkedir. Ulusal sorun da sınıfsal cevap farklıdır, burjuva cevap farklı. Burjuvazi, kendi ulusal ve egemenliğini sağlamak için savunur. Proletarya, ulusal kurtuluş ile sosyal kurtuluşu ayrılmaz biçimde birlikte ele alır.
UKKTH, burjuva bir ulusla sonuçlansa da bu ilkeyi reddedemezsiniz. Sonuca bakarak ilke reddedilemez.
Komintern 2. Kongresinde emperyalizm döneminde kapitalizmin eğilimi gereği, ulusal uyanışların oluşabileceği, ulusal sınırların ortadan kalkacağı biçimde bir entegrasyonun da oluşabileceğini; bunun mutlak değil bir eğilim olduğunu, bu nedenle ulusal mücadelelerin öne çıkıp geriye düşebileceğini tespit eder.
Roy ve Lenin’in tartışması ise sömürge ve ulusal sorunun yaşandığı ülkelerde komünist bir parti yoksa nasıl mücadele edileceğine ilişkindir. Roy Marx’ın ilk dönemde görüşünü, sömürgeler kurtulmadan kapitalist devletlerin kurtulamayacağını savundu. Roy’un katkısıyla Lenin’in burjuva hareket olarak nitelemesi ‘’ulusal devrimci’’ olmuştur.
1950 sonrası ulusal sorun çözüldü, burjuva ulus biçiminde gerçekleşti. Somurge sorunu eskiden işgal ve ilhak biçimindeydi. Yeni sömürge döneminde sermaye açısından bağımlılık zinciri oluştu. Sömürge ülkeler bağımsızlaştı, sistemin parçası kaldı. Çok az ülke ulusal ve sosyal sorunu birleştirerek devrimci kopuşu gerçekleştirdi.
Milliyetçilik, burjuvazinin egemenlik ideolojisidir. Burjuvazi, bir toprak parçasında ulus biçiminde egemenliğini kurar. Yurtseverlik, ulus oluşması sırasındaki ilk halidir, savunmacıdır, milliyetçilik saldırgandır. Yurtseverlik de burjuvazinin egemenlik ideolojisine bürünür. Birinci paylaşım kavgasında kendi devletlerinden yana durulmasında ve Paris komününde de bu hata söz konusudur. Ancak ezilen ulus milliyetçiliği farklıdır.
Sinan Çiftyürek ise konuşmasında Kürdistan dört parçaya bölündüğü için, bu dört parçadaki mücadelelerin temposunun, nesnel koşulların farklı olduğu, bunların buluşmasının güçlükler barındığı, diğer parçalardaki Komünist ve Kürdistani partilerle iletişim halinde olduklarını dostane ilişkiler geliştirmeye çalıştıklarını ifade etti. DMA’nın kuruluşunu anlatarak, çalışmalarını özetledi.
Soru ve cevap bölümünün ardından etkinlik sona erdi. Etkinliğe söz almak üzere bir planla katılmadık. Gayemiz, etkinlik vasıtasıyla ilişkilerimizle temas ederek, etkinliğe güç vermekti. DMA ve Laborans’tan arkadaşlarla etkinlik çıkışı sohbet ettik.
Avrupa Yakasından Komünistler








