Geçtiğimiz yıl 6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş Parkı’nda yarım saat arayla üç dört farklı kurumun anma eylemleri yapılmıştı. Bu yıl DEM Parti ve TİP bu eylemlerin ortaklaşması gerektiğini belirterek 1 Mayıs’tan önce gündem ettiler. Planlamak üzere tüm kurumlara çağrı yapıldı ancak herkes katılma konusunda hem fikir olmasına rağmen toplantı yapılmadan ayaküstü planlamalar yapıldı. Eyleme iki gün kala sembolik bir toplantı gerçekleşti. Bunun nedeni eylemi herkes kendi gördüğü yerden herkesin aynı eylem şeklinde ortaklaştığını düşünmeleriydi. Toplantıya ESP, Köz, TİP, DEM katıldı. Serbest kürsü önerisini ESP yaptı, biz de destekledik.

Kendi görüşümüzü kısa bir şekilde özetledik. Köz açsından 6 Mayıs, 71 kopuşunu ve reformizmden kopuşu simgeler ve devrimci örgütte ısrardır ve bunu anlatmak isteriz ve bu şiarlarla katılacağız. Okunacak basın metninde de bunun anlatılmasını isteriz dedik. Toplantının artık geç olduğu gerekçesiyle bu önerimiz ve serbest kürsü önerisi reddedildi.
Anmada “6 Mayıs THKO’dur 71 Kopuşudur! Devrimci Örgütte Isrardır, Devrimde Isrardır”, “6 Mayıs THKO’dur 71 Kopuşudur! İktidar Hedefli Devrimci Örgüttür İktidar İçin Sınıf Savaşı!”, “6 Mayıs THKO’dur 71 Kopuşudur! Deniz, İbo, Çayan Savaşa Devam!” dövizlerini taşıdık.

Saygı duruşunun ardından açılış konuşması yapıldı:

Değerli yoldaşlar, kıymetli dostlar, mücadele arkadaşlarımız; Hoş geldiniz.
Bugün burada, bu toprakların devrimci hafızasında derin bir iz bırakan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı ve onların şahsında tüm devrim ve özgürlük mücadelesinde yitirdiklerimizi anmak için bir aradayız. Sizleri bu anlamlı buluşmamızın başında, yaşamını yitiren tüm devrimciler ve mücadele insanları anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyoruz. Bugün, idam sehpasının gölgesinden yükselen bir halkın iradesini konuşmak için buradayız.

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan… Onlar bu ülkenin en karanlık gecesinde, korkunun değil cesaretin tarafında durdular. Baş eğmenin değil, başkaldırının tarihini yazdılar. Onları darağacına götürenler, bir dönemi kapattıklarını sandılar. Ama bilmedikleri bir şey vardı: Devrimciler ölmez. Devrimciler çoğalır. Çünkü onların kavgası, yalnızca kendi hayatlarına ait değildi. Onların kavgası; sömürüye karşı, eşitsizliğe karşı, bu düzenin insanı insana kul eden çarklarına karşıydı. Onların cesareti, bize miras kaldı, onların hayali, bizim sorumluluğumuz oldu.

Bugün burada söz veriyoruz: Ne darağaçlarını unutacağız ne de o darağaçlarına yürüyenlerin gözlerindeki kararlılığı! Söz veriyoruz: Bu topraklarda eşitlik kurulana kadar, özgürlük kazanılana kadar, bu kavga bitmeyecek! Ve bir kez daha haykırıyoruz: Deniz’e sözümüz var! Hüseyin’e sözümüz var! Yusuf’a sözümüz var! Onların yarım bıraktığı bu mücadeleyi, biz tamamlayacağız! Ve onların son sözleriyle;
“Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm’in yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Yaşasın işçiler, köylüler, Kahrolsun emperyalizm!”

Köz’ün arkasında duran komünistler olarak böyle bir eylemin yapılmasını anlamlı bularak ve eylem birliğini bozmadan katılma kaygısıyla hareket ettik. Ancak genel geçer neredeyse iyi çocukları idam ettiler anlayışının ötesinde 71-72 Kopuşunu ve bu kopuşun anlamını, devrimci bir örgütte ısrar edenlerin, devrim iradesinden vazgeçmeyenler olduklarını daha gür vurgulamak gerekirdi. Biz de bundan sonra bu anmalarda bu doğrultuda ısrar edeceğiz.

1 Mayıs Mahallesi’nden Komünistler