Köz’ün arkasında duran komünistler olarak İzmir’de yıllardır düzenli olarak 1 Mayıs öncesi gerçekleştirdiğimiz pikniği bu sene 20 Nisan Pazar günü İnciraltı Kent Ormanı’nda gerçekleştirdik. Piknik alanına Köz imzalı “İşçilerin Ekmeğe Değil, İktidara İhtiyacı Var!” pankartımızı astık. Deri konfeksiyon işçisi, yerel yönetim emekçisi, kamu emekçisi, işçi emeklisi ve üniversite öğrencisi arkadaşlarımızın da katıldığı piknikte ortak sofra kurduk.

Pikniğe katılanların gündemi elbette 19 Mart’tan bu yana yaşananlar ve akabindeki eylem dalgası idi. Pikniğe katılanlarla bu konuda piknik boyunca sohbetler ettilk. Yapılan ortak sohbet ve söyleşide de bir yoldaşımız söz alarak şu görüşleri ifade etti:

“Aslında son on yıldır yaşanan gelişmeler Erdoğan’ın seçim kaybetmediğini değil, seçimlerle gitmeye niyetinin olmadığını gösteriyor. Biz de uzun yıllardan beri Türkiye’de bir rejim krizi olduğunu, 12 Eylül rejiminin krizde olduğunu, hükümetin bu krizden kurtulmak için hedefinde Kürtler’in ve emekçilerin bulunduğu geniş bir kitleye bir iç savaş açtığını, bu iç savaşı da bir türlü bitiremediğini ifade ediyoruz. Tüm bu koşullar bu topraklarda devrimci bir durumu var ediyor. Ancak bu devrimci durum böylesi bir durumu kendisi için fırsat gören devrimci bir partinin varlığı koşuluyla bir devrim durumuna dönüşebilir ve böyle bir partinin olmadığı da buna duyulan ihtiyaç da her önemli siyasal eşikte tekrar açığa çıkıyor. Son bir aylık gelişmeler ve eylemler bu topraklarda yaprak kımıldamadığı yönündeki tespitlerin ne kadar kof olduğunu gösterdi. Burjuva muhalefetin belirlediği ancak bunu yer yer aşma potansiyeline sahip geniş kitleler sokakları doldurdu. Sokağa çıktıklarında bu eylemlere kimi zaman şoven-milliyetçi sloganlar eşlik etse de “Kurtuluş Sokakta, Sandıkta Değil!” sloganı da bu eylemlere damga vuran sloganlardan biriydi. Sol da bu eylemlerde güçlü bir biçimde yer aldı. Fakat burjuva muhalefetin planından bağımsız, bu planı bozacak başka bir plana sahip olunmadığı ölçüde bu eylemler CHP’nin dümen suyunda geçti. Solun bu konudaki eksikliği de teknik veya nicel değil, politik bir eksikliktir.

Şimdi karşımızda 1 Mayıs’ın yine CHP’nin dümen suyunda, burjuva muhalefete yarayacak biçimde örgütlenmesi ihtimali güçleniyor. Biz ‘1 Mayıs Kızıldır, Kızıl Kalacak!’ diyenler emekçilerin hükümetin karşısına güçlü bir biçimde dikilebilmesi için dahi emekçilerin burjuva muhalefetten kopması gerektiğine 1 Mayıs alanında dahi işaret edebilmeliyiz. 1 Mayıs bizim açımızdan bir sendikacılar bayramı değil. Onların belirlediği alana gitsek dahi bu tablodan rahatsız olan, devrimci kaygılar duyan kesimlerin CHP’nin gövde gösterisine dönüşen bir 1 Mayıs olmasını engellemek için güçleri oranında yapabilecekleri müdahalelerin parçası, bu tür eylem birliklerinin bir tarafı olacağız.

Türkiye’de demokrasi sorununun bir devrim sorunu olduğu gerçeğinin bu kadar yalın bir biçimde açığa çıktığı koşullarda en basit demokratik taleplerin bir devrimle gerçekleşebileceğini, bunun da ancak devrimci parti ve komünistlerin birliği ile mümkün olduğunun altını çizmek üzere 1 Mayıs’ta olacağız. ‘Tüm siyasi tutsaklara özgürlük!’ talebinin ancak bu özgürlüğün savaşan işçilerle ve zindanların yıkılması ile mümkün olduğunu hep birlikte haykıralım!”

Pikniğe katılan pek çok arkadaşımız söz alarak değerlendirmelerini paylaştı. Üniversitelerdeki eylemlerden İzmir’deki muhtelif ilçelerdeki eylemlere kadar pek çok alana dair gözlemler paylaşıldı. Farklı sektörlerden işçiler, işçilerin birbirilerine dair duydukları güvensizliği irdelediler. Başka arkadaşlar da bu eylemlerin akıbeti, sönümlenip sönümlenmeyeceği yahut nereye varacağına dair görüşlerini paylaştılar. Genel olarak moralli ve canlı bir havada geçen söyleşi ve pikniğimiz 1 Mayıs öncesi çalışmalarımız açısından verimli oldu. Gazetemizin “Hükümetin karşısına bağımsız emekçi seferberliği ile dikilelim! Rehine Pazarlığına Geçit Yok!” manşetiyle çıkan son sayısını da gelen arkadaşlarımızla, yoldaşlarımızla ve okurlarımızla buluşturduk.

1 MAYIS KIZILDIR, KIZIL KALACAK!
ÖZGÜRLÜK SAVAŞAN İŞÇİLERLE GELECEK!

İzmir’den Komünistler