Mayısta Yaşam Kooperatifi, Deri Tekstil Kundura İşçileri Derneği ve Özgür Yaşam Derneği’nin 19-21 Eylül arasında “Kitle Örgütleri Kampı Buluşuyor: Dayanışmayı ve Emekçilerin Ortak Mücadelesini Büyütelim!” başlığında organize ettiği kampa ben de katıldım.

Kamp sonrasında çevremden birkaç arkadaşımla görüştüm ve merak etmeleri üzerine orada günlük olarak basılan ve kamptaki etkinliklerde neler konuşulduğunu özetleyen bültenlerden verdim. O esnada okumaları üzerine bazı sorular sordular ve bunlar üzerine konuştuk. Ağırlıklı olarak Kürtlerin anadilde eğitim hakkı üzerine farklı görüşler belirttiler. Halihazırda mevcut bir anadilin yeteceği, bunu onlara gerekirse dayatılması tarafında düşündüklerini söylediler. Ben de kamp kapsamında düzenlenen “Emekçilerin Gözünden Eğitim Sorunu” panelinde ifade edilen görüşleri anlatmaya çalıştım.

Burjuva eğitim sistemi, işçileri diline, dinine, vatanına, cinsiyetine göre bölüyor. Eleme ve rekabete dayanan eğitim sistemine karşı bizim ise işçi sınıfının birliğini savunmamız gerekiyor. Türkiye işçi sınıfı ağırlıklı olarak Kürt, Türk, Suriyeli işçilerden oluşuyor. Demokratik bir talep olan anadilde eğitim hakkı işçileri bölerek, Kürtleri ayrı okullara veya sınıflara yerleştirerek değil; eğitimin çok dilli bir biçimde verilmesiyle, işçileri bölen değil birleştiren bir biçimde yerine getirilmelidir. Bunun propagandasını yaparak hem onlara bu soruna dair doğru olanın ne olduğunu anlatmayı hem de kampın ulaşamadığı kesimlere de gündem edebilmeyi amaçladım.

İstanbul’dan Bir Öğrenci