18 Nisan’da KESK ve ÇOMÜ Öğrenci Birliği’nin çağrısıyla “Büyük Demokrasi Yürüyüşü” düzenlendi. 9 günlük bayram tatilinden sonra Çanakkale’de sokak hareketi durulmuş, üniversite kampüslerindeki eylemlere katılım azalmıştı. Bu olumsuz koşullara rağmen sadece 2 günlük bir çağrı çalışmasıyla kitlelere tekrardan alanlara dönme müjdesi verilmiş, eylem yoğun bir katılımla gerçekleşmişti.
Bu eylem üzerinde durulması gereken iki önemli unsur taşıyor:
İlki, yürüyüş rotasının yaklaşmakta olan 1 Mayıs güzergahıyla aynı olmasıdır. Bu durum eğer Öğrenci Birliği olarak 1 Mayıs’ta da yürünecekse 18 Nisan eyleminin bir tür 1 Mayıs provası niteliği taşıdığını gösteriyor. İkincisi ise, gerçekleşen eylemin 19 Mart’ta İmamoğlu komplosuyla beraber başlayan eylemlerden farklı bir nitelik taşımasıdır. Bu defa kortejin sadece sendikalar ve “solcu” öğrencilerin ağırlıkta olduğu Öğrenci Birliği’nden teşekkül etmesi uzun süre sonra şoven/kemalist sloganların duyulmamasını, sahiden politik nitelik taşıyan taleplerin ve sloganların da daha sık ve keskin bir retorikle söylenmesini sağladı.
Eylem sonunda kitle örgütümüzden konuşmacı arkadaş öğrencilere 1 Mayıs için çağrıda bulunsa da şu an Öğrenci Birliği kortejinin yürütülüp yürütülmeyeceği belli değil. Ben, ÇOMÜ Öğrenci Birliği’ndeki örgütlü arkadaşlara bu konuyu açtığımda bana “herkesin kendi örgütüyle katılacağını, örgütsüz öğrencilerinse zaten 1 Mayıs’a geleceklerse farklı sol oluşumların arkasında yürüyebilecekleri” söylendi.
Bu “strateji”, 1 Mayıs’taki kitleselliği azaltacağı gibi kitle örgütlerinde yer alan öğrencileri politik olarak hazırlamadan onları devrimci örgütlerin arkasında bilinçsizce yürütmek anlamına gelir. Bu anlayışı yanlış bularak “1 Mayıs’ta bağımsız kortej düzenlenebilir mi” diye öğrenci birliğinde forum alınmasını talep ettim fakat talebim kendisini ilettiğim dijital mecradan silindi. Gerekçe olarak, 1 Mayıs için forum talep etmenin “eylem komitesinin” işi olduğu söylendi.
Oysa sadece 2 gün içinde çağrısı yapılarak yoğun bir katılımla sonuçlanmış bir eylemin ardından 1 Mayıs’a hala bir buçuk hafta varken kampüslerde, sokaklarda çalışma yürütülmesi halinde Öğrenci Birliği olarak alana rahatça çıkmak mümkündür. Ancak zamanın aleyhimize işlediği bu dönemde toplantı almak, forum yapmak şu anlık gündemde değil.
Bence devrimcilere Lenin’in komünistlerin kitle örgütlerinde nasıl çalışması gerektiğine dair sunduğu tezleri tekrar hatırlatmak gerekiyor. Kalabalık yürümek için kitleleri bilinçlendirmeden yanına almak, kitleler içinde sabırlı, açıklayıcı bir çalışma yapılmadan, onları arkadaşlık bağı yoluyla sürüklemeye çalışarak kitleleri küçümsemek, kitle örgütünü devrimci örgütün bir kuyruğu olarak görmek — bunlar devrimci değil burjuva siyaset tarzlarıdır. Özellikle eylemliliğin yoğunlaştığı bu dönemde devrimcilerin Lenin’i hatırlaması elzemdir.
Çanakkale’den Bir Köz Okuru










