Maltepe’deki okuma grubumuzda yaptığımız Ne Yapmalı okumasının ardından sırasıyla Komünist Manifesto ve Gotha-Erfurt programı eleştirileri okumaları yaptık. Gerçekleştirdiğimiz oturumların içeriğini özetlemeden önce Ne Yapmalı okumasının ardından yaptığımız değerlendirmelere paralel şekilde grup olarak yürüttüğümüz çalışmayı değerlendirmemize yer vermekte yarar var.
Nasıl Bir Okuma Yürüttük?
Ne Yapmalı’nın tamamlanmasının ardından hemen yeni bir kitaba geçmek yerine yine Ne Yapmalı’yı farklı kesimlerle konuşabileceğimiz iki ayrı oturum planladık. Bunlardan birisini Köz gazetesine okur mektubu yollayıp bizim gibi Ne Yapmalı okuduğundan haberdar olduğumuz Çanakkale’deki arkadaşların İstanbul’da olduğu bir sırada onlarla birlikte, birisini de solun farklı kesimleriyle seminer, panel, söyleşi vb. gerçekleştirdiğini bildiğimiz yazar Fuat Filizler’le gerçekleştirdik. Oturumlarda konuşulan içerik, daha önce Ne Yapmalı okumalarını aktardığımız değerlendirmeye tekabül etti.
Bu oturumların ardından yeni okuma materyalimize birlikte karar verdik. Ne Yapmalı’nın birinci bölümünde sözü edilen Marksizmin teorik ve programatik mirasının ve sahip çıkılması gereken siyasal çizginin ne olduğunu daha iyi tartışabilmek için Komünist Manifesto, Gotha ve Erfurt Programlarının Eleştirisi ve Devlet ve Devrim modüllerini içeren bir okuma takvimi planladık.
Komünist Manifesto dört bölümden oluşsa da ilk hafta bağlamını, Marx ve Engels’in komünizme nasıl kazanıldığını, Manifesto’nun nasıl ortaya çıktığını ve Manifesto hakkında kimi hurafeleri ele aldığımız bir oturum gerçekleştirdik. Bu oturumda ek okumalar olarak Engels’in “Komünistler Birliği’nin Tarihi Üzerine” yazısını, tarihi veri açısından David Fernbach’ın “Siyasal Marx” kitabının ilk bölümünü, Komünistlerin Gözüyle Siyasal Portreler broşüründe yer alan Wilhelm Weitling portresini ve Komünist Birlik Tüzüğü’nü okuduk.
İkinci hafta “Burjuvalar ve Proleterler” bölümünü, aralarında niteliksel farklar olduğunu vurgulayarak Alman İdeolojisinin tarihsel materyalizm hakkındaki kısımları ve Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’nın Önsözü ile birlikte okuyarak tartıştık.
“Proleterler ve Komünistler” bölümünü tartıştığımız üçüncü hafta “Komünist Birlik Merkez Komitesi’nin Birliğe Çağrısı”nı ve Marx’ın Komünist Birlik hala varlığını sürdürüyorken yazdığı Fransa’da Sınıf Mücadeleleri’nin köylülükle ittifak, iktidar sorunu ve diktatörlükle ilgili kısımlarından da yararlandık.
“Sosyalist ve Komünist Literatür” başlıklı üçüncü bölüm ve “Komünistlerin Çeşitli Muhalefet Partileri Karşısındaki Tutumları”nı konuştuğumuz son hafta ise ek materyaller okumasak da verimli tartışmalar yürüttük.
Komünist Manifesto okumalarımız sırasında Yordam Yayınları’nın Şubat ayını Manifesto ayı ilan etmesi, bu konuda çeşitli yazılara yer vereceklerini duyurup bir panel örgütlemelerinden haberdar olmamızdan sonra kendileriyle bağ kurmayı, bu panelde yer alıp ortak neler yapabileceğimizi konuşmayı planladık. Bu planımızın herhangi bir ayağını gerçekleştiremedik. Bu da bizim kendi dışımıza dönük planlarımızın kısıtlarını ve harekete geçme düzeyimizin darlığını gösteren bir veri oldu.
Manifesto okumalarının ardından Gotha ve Erfurt Programı Eleştirilerini iki ayrı oturumda tartıştık.
10 kişinin yer aldığı grubumuzda oturumları ortalama 5-6 kişi ile gerçekleştirdik. Oturumlar için yer ayarlama sorumluluğunu dönüşümlü olarak aldık. Evlerde yaptığımız toplantılar olmakla birlikte Kartal İşçi-Sen ve Maltepe Martı Kültür Sanat da mekân için destek aldığımız yerler oldu. Oturumlar arasında kimi toplantılarımızı değerlendirme amaçlı yaptık. Bunlardan öne çıkan başlıkları ve ele aldığımız gündemleri özetlersek:
Okumalara Katılmayanların Takibi, Okuma Konularının Belirlenmesi, Yeni Katılımlar ve Oturum Öncesi Hazırlık:
Ne Yapmalı okumasının sonunda, başlarken koyduğumuz katılım şartlarımızın birileri elensin diye değil, okumanın salahiyeti sağlansın diye belirlendiğini ve devamlılık sorunu yaşayan arkadaşlarımızın sorumluluğunu yeteri kadar alamadığımızı tespit etmiştik. Bu sorun halen devam etse de birbirimizle olan iletişimimizin arttığını gözlemledik. Bununla birlikte, bu sorunun çözümünün teknik değil, aşağıda işaret edeceğimiz başka bir yerle ilgili olduğunu tespit ettik. Bu konuda aldığımız somut karar ise hâlihazırda grupta bulunup oturum öncesi ulaştığımız, okumalara katılmak istediğini, gruptan da faydalandığını ama bir türlü katılma imkânı yaratamadığını gözlemlediğimiz arkadaşları atmamak, onlardan okumalara katılamasa dahi okuma materyali sağlanması, kitap ihtiyacı vb. gibi katkı almak oldu.
Bunları genel olarak konuşurken okuma grubuna eğitsel bir araç olarak bakmaktan ziyade yürüttüğümüz işin örgütleyici ve örgütlendirici niteliklerini öne çıkarmanın daha anlamlı olduğunu bir kez daha konuştuk. Ancak bu bilinçle hareket ettiğimizde okumalara katılmayanların takip edilmesi, hazırlık faaliyeti gibi sorunları çözebileceğimizi konuştuk. Okuma metinlerinin belirlenmesi, tartışılacak konuların kararlaştırılması da bu doğrultuda, katılımcı gibi değil özne olarak hareket ettiğimiz zaman ihtiyaçlarımıza uygun olarak şekillenebilir.
Oturumlarda yapılacak tartışmaların da her zaman bir kitabın belli bir bölümü olması gerekmediğini, birlikte tartışmak istediğimiz daraltılmış konu başlıklarını “mini söyleşiler”, atölyeler şeklinde tartışabileceğimizi kararlaştırdık. Konuların o anki ihtiyaç ve önceliklerimize göre belirlenmesinin de kolektif bir işleyişe yol açarak daha örgütlendirici bir işlevi olacağını değerlendirdik. Bir başka toplantımızda ise Laborans kolektifinden arkadaşlarla bu tip okuma/atölyeler yapma imkânımız olduğunu ele aldık. Bu konu başlıklarını, okuma materyallerini belirlemek için arkadaşları bir sonraki oturumumuza davet etmek üzere bir arkadaşımız sorumluluk aldı.
Bir süredir grubumuz başlangıca göre daraldı, bu da toplantı işleyişini, sorumluluklarımızı da etkileyebildiği için grubumuza yeni katılımlar adına konuştuğumuz somut şeyler oldu. Davet etmek istediğimiz arkadaşları konuşmuş olduk. Hepimizin bizimle benzer kaygıları, ihtiyaçları olan, okumaya katılabilecek arkadaşları davet etmesi, katmasının da iyi olacağını, genel olarak bu konuda daha fazla inisiyatif alıp toplama açmak gerektiğini konuştuk.
Bu modülü bu şekilde tamamlamış olduk. Bir sonraki oturumumuzda konuşmak üzere Komünist Manifesto ve Gotha-Erfurt Programı Eleştirileri toplamında konuştuklarımızı özetleyici bir yazı kaleme almak üzere dört arkadaşımız sorumluluk aldı. Bu oturumda daha önceki “Devlet ve Devrim” okuma planımızdan bağımsız olarak yeni katılımlar ve Laborans’tan arkadaşlar ile birlikte önümüzdeki dönem çalışmalarımızı, tartışma konuları ve okuma takvimimizi planlamayı hedefliyoruz.
Gülsuyu’ndan İşçiler










