28 Haziran tarihinde İnşaat İşçileri Sendikası’nda ”NATO ve Türkiye’de Antiemperyalist Gelenek” paneline katıldık. Hasan Coşkun ve yoldaşları anısına yaptığımız saygı duruşuyla başlayan panelde KöZ, Alınteri ve YDİ Çağrı konuşmacıları hem kendi fikirlerini belirtirken hem de gelen soruları cevapladılar.
Konularımız NATO’nun tarihi, antiemperyalist olmanın günümüzdeki anlamı ve Türkiye topraklarında antiemperyalist geleneğin kilit noktaları üzerine şekillendi. KöZ konuşmasında Türkiye’de antiemperyalizmin tarihinin Mustafa Suphi TKP’sinden sonraki dönemde 71-72 Kopuşu ile başlatılması gerektiğini savunarak “68 Kuşağı” şeklinde anılan çizgiyle bir süreklilik oluşturmanın beraberinde getirdiği sorunları eleştirdi.
Panelde üç farklı akımın ortak paydada buluştukları noktalar, devrimci olunmadan antiemperyalist olunmayacağı ve asıl düşmanın dışarıdan bir tehlike değil, içimizde barınan bir güç olmasıydı. “Asıl düşman kendi yurdumuzdadır!” afişi ile belirtilen bu sonuç, konuşmacıların ifade etmeye çalıştığı şeyi net bir biçimde yansıttı.
Panelin ardından yoldaşlarla genel değerlendirmeler ve tartışmalar yapıldı ve üç akımın da yayın organları katılımcılara sunuldu. Farklı görüşlerden yoldaşlarla beraber Türkiye’de ve dünyada antiemperyalizm tarihi üzerine konuşarak fikir ayrılıklarına rağmen devrimci partinin boşluğunu çektiğimiz konusunda ortak paydada buluştuk.
Panelin düzenlendiği mekânın Tarlabaşı olması ise kökeni Tarlabaşı olan bir KöZ okuru olarak hem tanıdığım sokaklarda tekrardan dolaşmamı hem de mahallenin durumunu tekrar gözden geçirebilmemi sağladı. İnşaat İşçileri Sendikası’nda toplanabilmemiz bu açıdan şahsen benim adıma avantajlı oldu.
Baş düşman yurdumuzdadır!
İstanbul’dan Bir KöZ Okuru










