19 Martta İmamoğlu’nun gözaltı süreciyle başlayan eylem rüzgarı Çanakkale’de de esti. CHP’nin sokağa çağrısı, muhtelif sol oluşumların kendi bayrakları altında eyleme katılışı, beklendik bir durumdu. Yeni olansa, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerinin refleks olarak öz örgütlerini yaratıp alanlara çıkması oldu. Diğer köklü üniversitelerin aksine örgütümüzün bu eylem rüzgarının altında oluşması ve bir geleneğe sahip olmaması birçok örgütlenme sorununu da beraberinde getirdi.
Başlangıçta ilk yapmamız gerekenin eylemden önce ya da eylemlerden bağımsız forumlar oluşturmak ve herkesin söz almasını sağlayarak bu oluşumu demokratikleştirmek, amatörlüklerimizden kurtulmaya çalışmak olduğunda hemfikirdik. Fakat en can alıcı problemlerin yani “sloganların muhtevası ne olmalıydı, diğer öğrencilere nasıl bir çağrıda bulunulmalıydı, kitlemiz nasıl artmalıydı, eylemlerimizin rotası nasıl çizilmeliydi?” gibi sorulara kesin cevaplar bulunmuyor, bunlar “sonrasının” işi olarak görülüyor ve oluşumumuzda sivrilen, sözü dinlenen örgütlü öğrencilerin insiyatifine bırakılıyordu. Benim ilk günden beri taleplerim, örgütümüzün öğrencilerin bağımsız talepleri ekseninde oluştuğunu, AKP ve CHP arasındaki krizin sınırlarını aştığını, CHP arkasına yedeklenmekten daha ötesinde bir amacımızın varlığını belli etmek oldu. Daha sonrasında kitlemiz arasında olmayan diğer öğrencilerin bilgilendirilmesi için bildirgeler yazmak; amatörlüklerimizi aşmak için de eylem komitesi, sosyal medya komitesi, yazı ve propaganda komitesi gibi organların gerekliliği hakkında söz aldım. Başlangıçta taleplerimin “sonrasının, yarının işi” olduğu söylenerek azınlıkta kaldım fakat gün geçtikçe eylemler sırasında ortaya çıkan sorunlar ve örgütsüzlük diğer öğrencilerin de forumlarda bahsettiğim komitelerin ve bildirgelerin gerekliliği konusunda bana katılmasıyla son buldu.
9 günlük bir bayram tatili arasından sonra en önemli işimizin en kalabalık katılımı sağlayarak bir forum yapmak, komiteleri oluşturmak, sonrasında da Türkiye genelinde eylemler sönümlense bile refleks sonucu oluşmuş kitle örgütümüzü somutlaştırmak adına düzenli olarak etkinlikler ve atölyeler hazırlamak hepimizin ortak fikri. Bence buradan çıkarılması gereken en önemli derslerden biri “kervanı yolda düzme” stratejisinin başarısızlığı beraberinde getirmesi, lakin geriye dönüşü ve tekrardan yapılandırmayı da tamamen ortadan kaldıramamasıdır.
Çanakkale’den Bir Köz Okuru










