İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan eylem dalgasında, “Darbeye Geçit Vermeyeceğiz!” şiarıyla 21 Mart akşamı 19.30’da Yenikapı Marmaray’ın önüne bir buluşma duyurusu yaptı.
Çağrının yapılmasıyla biz de “Demokrasi Savaşında Kendi Bağımsız Eylemimizle Hükümetin Karşısına Dikilelim! Demokrasi İçin Tek Yol Devrim!” şiarlı pankartımızla, “Rehine Pazarlığını Reddedelim! Hükümete Karşı Emekçi Seferberliğini Örelim!” manşetli Mart özel sayımızla, bayrak ve dövizlerimizle Yenikapı Marmaray durağında buluştuk. İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin bileşeni olduğu siyasetlerin arkasında kortejimizi oluşturduk. Saraçhane’ye yürüyüş başlamadan önce buluşma alanında özel sayılarımızı dağıttık.
Hükümetin yasaklama çabasına rağmen on binlerin katıldığı coşkulu yürüyüş boyunca sık sık “Hükümet İstifa; Baskılar Bizi Yıldıramaz; Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam; Faşizme Karşı Omuz Omuza; Kurtuluş Sokakta Sandıkta Değil!” sloganları atıldı. Köz’ün arkasında duran komünistler olarak biz de “Demokrasi İçin Tek Yol Devrim; Özgürlük İçin Tek Yol Devrim; Özgürlük Savaşan İşçilerle Gelecek; Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük; İçerde Dışarda Hücreleri Parçala; Erdoğan Gidecek Başka Yolu Yok; Seçimle Değil Devrimle Gidecek; Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!” sloganlarını kitlenin katılımıyla beraber attık. Benzer şiarların olduğu dövizlerimizi de taşıdık.
Eylemde gerek pankart, döviz ve sloganlarımızla gerek de siyasi gelişmelere dair yaptığımız konuşmalarda, bu hükümet karşıtı kitlesel eylemlerin AKP ve rakibi CHP arasında esas odağı seçimler olan bu kavgada emekçi ve ezilenleri yedek güç olmaktan çıkartıp demokrasi mücadelesinin öncü güçleri olarak kendi bağımsız eylem ve talepleriyle hükümete karşı seferber etmek gerektiğini, zaten Erdoğan’ın asıl korktuğunun da bu olduğunu vurguladık. Bugün her ne kadar hükümetin İmamoğlu’na yönelik komplosuyla karşı karşıya olsak da 2015’ten beri süregelen içsavaşın asıl muhatabının başta HDP/DEM Parti olmak üzere devrimciler, Kürtler, emekçiler ve ezilenler olduğunun altını çizdik.
Hareketimizin Önündeki Görev: Burjuva Muhalefet İle Yolları Ayırmak ve Bağımsız Bir Hat Örmek
Hızlı gelişen süreçte, kendi siyasi görüşlerimizi imkanımız oranında alana taşımak üzere hareket etmiş olsak da bugün asıl görevimiz sokağa çıkmış yığınlara devrimci taktiklerle müdahale etmeye çalışmak değildir. Zira bugün bunu başarabilecek bir güç yoktur Böylesi kitlesel bir sürece devrimci bir müdahalede bulunmak devrimci bir partinin olmadığı koşullarda söz konusu bile değil. Bugün yaşanan gelişmeler, ancak önderlik vasfına sahip bir komünist partinin müdahale edebileceği şiddette yaşanıyor. Fakat bu, devrimci güçlerin oturacağı anlamına gelmemeli.Bugün Türkiye’deki sol hareketin önünde önemli bir görev duruyor, bu eylemlere müdahale edebilmek için birlikte hareket ederek, CHP’den bağımsız bir hatta eylemli bir şekilde ilerlemek. Bunu yapabilmek için de solun bir bütün olarak ortak hareket etmesi gerekiyor. Hükümete karşı öfkesini sokağa çıkarak dile getiren yığınların devrimci dinamiğinin “Cumhurbaşkanı Adayımız İmamoğlu” şiarıyla CHP mitinglerine dönüşmesini engellemek ancak böyle bir eylem birliğinin ürünü olabilir.
Bugün emekçilerin burjuvaziye karşı bağımsız bir mücadele yürütmesi gerektiğini düşünen tüm devrimci güçlerin bu sorunu gündemine almaları gerekir. Bağımsız eylemlerin örgütlenemediği ve CHP’nin işçi emekçi eylemlerine damgasını vurduğu koşullarda yapılması gereken sosyalistlerin tüm bu eylemlerde ortak tutum alması, ortak kürsü oluşturması, kendi kortejlerini birlikte savunmasıdır.
Köz’ün arkasında duran komünistler olarak, bu süreçte üzerimize düşen bu görev ve sorumluluk doğrultusunda hareket edeceğiz.
Emekçilerin Mücadelesi Yükseltmek İçin Bağımsız Bir Eylemli Hat Örelim!
Burjuva Muhalefet İle Yolları Ayıralım!
Burjuva Muhalefet İle Yolları Ayıralım!
İstanbul’dan Komünistler










