Çanakkale’de, İbrahim Kaypakkaya’yı ölüm yıldönümünde anmak için DEM Parti il binasında TİP, DGD, DEM Parti ve Sol Parti’den arkadaşlarla bir araya geldik. Kaypakkaya için hazırlanmış bir belgesel gösterimini izledik.
DEM Parti binasında toplam 10 kişiydik. Oysa 18 Mayıs’tan 12 gün önce, Denizlerin idam edilişinin yıldönümü olan 6 Mayıs anmasında; Çanakkale emek ve demokrasi güçleri bileşenleri, sivil toplum örgütleri, sendikalar vb. yapıların katılımıyla 100-200 kişilik sloganlı bir yürüyüş gerçekleştirilmişti.
Belgesel gösteriminin ardından söz alarak; 71-72 kopuşunda THKO, THKP-C ve TKP/ML’ye nasıl sahip çıkılması gerektiğini, reformist çevrelerin neden Kaypakkaya anmalarında görünmediğini ve Kaypakkaya’nın neden daha çok devrimci kaygıları olan kesimlerin gündeminde yer aldığını anlatmaya çalıştık. Bunun, 71-72 kopuşunun en ileri halkasını temsil etmesiyle bağlantılı olduğunu ifade ettik.
Konuşmamızda, 71 kopuşunun asıl mahiyetinin; THKO, THKP-C ve TKP/ML’nin silahlı mücadelede ve devrimci örgüt anlayışında ısrar etmeleri, ne TİP tarzı reformizme ne de orduya dayanan bir çizgiye yaslanmadan bağımsız bir devrimci hat oluşturmaları olduğunu vurguladık.
Kaypakkaya’nın Kemalizm ve Kürt ulusal sorunu üzerine geliştirdiği tespitlerle bu kopuşun en ileri halkasını temsil ettiğini, bu nedenle de 18 Mayıs anmalarının neden bir 6 Mayıs anması gibi yaşanmadığını açıklamaya çalıştık.
Elbette amacımız, Kaypakkaya’nın bu konulardaki tespitlerinin hakkını teslim ederken Denizleri yermek değildi. THKO’nun Kemalizmle uyumlu kimi söylemleri olsa da, sözün eylemi değil; eylemin sözü belirlediğini ifade ederek, TSK’ya karşı alternatif bir ordu olarak ortaya çıkmış ve silahlı mücadele yürütmüş bir devrimci örgütün özünde Kemalist bir çizgide değerlendirilemeyeceğini söyledik.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ı, 68’in yaşandığı diğer coğrafyalarla kıyasladığımızda; bugün hâlâ Leninist devrimci örgüt anlayışında ısrar eden yapıların görece daha güçlü olmasını hem Kürdistan’daki mücadele dinamiklerine hem de 71 kopuşunun bıraktığı mirasa bağladık. 71 kopuşunun gerisine düşmemek için, bu kopuşun asıl özünün reformizmden kopuş ve devrimci örgütte ısrar olduğunu tekrar vurgulayarak sözümüzü bitirdik.
DEM Parti’den bir arkadaş da ek olarak, 71 kopuşunun Kürdistan’daki ulusal mücadele dinamiklerini nasıl dönüştürdüğünü ve Kürdistan devrimci hareketi üzerindeki etkilerinin önemini vurguladı.
Başka söz alan olmayınca anma sona erdi.
Çanakkale’den Komünistler










