Tüm Emekliler Sendikası 29 haftadır alanlarda taleplerini yükseltiyor!

Yaşadığımız topraklarda 16 milyona yakın emekli var. Bunların büyük çoğunluğu en düşük emekli aylığı ya da ona yakın bir aylıkla yaşamaya çalışıyor. Bütün dünyada giderek artan yaşlanma ve uzayan yaşam süreleri kapitalist devletlerin sosyal güvenlik adı altında ayırdığı kaynakları azaltmasına yol açıyor.

Emeklilik yaşının yükseltilmesi, aylık bağlama oranlarının düşürülmesi, sağlıkta katkı paylarının her gün biraz daha artırılması emekçi emeklilerin hızla yaşamın dışına iterek daha fazla yoksullaşmalarına yol açıyor. Geçim zorluğu nedeniyle birçok emekli ileri yaşlarına yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen iş aramak zorunda kalıyor. En düşük emekli aylığı alan milyonlarca emekçi emekli inşaatlarda, sanayideki atölyelerde, atık toplayarak yaşama mücadelesi veriyor. Ve iş cinayetlerinde yaşamını kaybediyor. Emekliler ilk kurulan DİSK’e bağlı Emekli Sen çatısı altında başlayan örgütlü mücadele deneyimlerini yaşanan bölünmeler nedeniyle değişik emekli sendikalarında mücadele yürüterek seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

İzmir’de Tüm Emekliler Sendikası Şubeler Platformu üyeleri 29 haftadır Konak YKM önünde her Çarşamba günü saat 14:00’te oturma eylemiyle açtıkları pankart ve dövizlerle basın açıklaması yaparak seslerini duyurmaya çalışıyor.

Burjuva basında TV’lerde çoğu zaman yer bulsa da solun büyük kesiminin ilgi gösterdiği söylenemez. Emekli Sendikalarında örgütlü emeklilerin büyük çoğunluğu geçmişte sendikal ya da politik örgütlülük deneyimi olan, bugün de belli siyasal yapılara ilgi duyan yaşam deneyimine sahip insanlardan oluşuyor. Hem nicelik hem de nitelik açısından potansiyel bir güç olan emekçi emekliler daha fazla ilgiyi hak ediyor.

Son iki haftada yapılan basın açıklamalarında öne çıkan konular işçi sınıfı mücadelesinin bir parçası olan emeklilerin mücadelesinin sadece emekli aylıklarıyla sınırlı bir mücadele olmadığını, işçi ve emekçileri, yoksulları ilgilendiren bütün sorunların kendi mücadele alanları olduğunu ifade ettiler. Bu eylemlerde öne çıkan vurgular kısaca şunlardı:

“Emekçi emeklilerin yaşadığı sorunlar bütün ezilenlerin yaşadıklarından bağımsız değildir.

Emekçi emekliler; yaşamın içinde emeği gasp edilen işçi sınıfına, toprakları köyleri ormanları yağmalanan yoksul köylülere, MESEM’lerde kölelik koşullarında, ölümüne çalıştırılan çocuk işçilere kadar ezilenlere yönelik bütün saldırıların muhatabı ve tarafıdır.

Ankara’nın göbeğinde gasp edilen hakları için mücadele eden maden işçilerinden, Öğretmen Sendikası üyelerine kadar mücadele eden bütün sınıf kardeşlerinin yanındadır.

Tüm Emeklilerin Sendikası üyeleri, dünyayı yeniden paylaşmak için yeni bir dünya savaşı hazırlığında olan emperyalist güçlerin dayattığı savaş bütçelerine karşı ayrımsız, bütün emekçilerin ortak sınıfsal çıkarını, insanca, kardeşçe, eşit yaşam hakkını savunur.”

Eylemde okunan bildiri örgütlü mücadelenin önemine vurgu yapılan bölümle net bir tutumu öne çıkarmış oldu. İSİG raporlarına göre emekçi emeklilerin her gün daha fazla iş cinayetlerinde öldüğü belirtilen açıklamada iş cinayetleri kapitalist üretim ilişkilerinin doğal sonucu olduğu vurgulandı. Geçen hafta İstanbul Avcılar’da bir inşaatın dördüncü katından düşerek ölen 71 yaşındaki Nurettin Muganlı da açıklamada anıldı.

“Televizyonlardaki bitmeyen masallara, sahte kahramanlara inanma. Kurtuluş kendi örgütlü gücümüzde, mücadelemizde. Öznesi olmadığın hiçbir mücadele seni kurtaramaz! İnsanca yaşam koşullarını örgütlü mücadelemizle yaratacağız. Emekçi emeklilerin çıkarı işçi sınıfının tüm ezilenlerin çıkarıyla ayrılmaz bir bütündür.

Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya da hiçbirimiz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Kurtuluş kendi kollarımızda!” denilerek basın açıklaması son buldu.

İzmir’den bir Köz Okuru