Temmuz ayı sonunda Yeni Parti’ye geçen Karabağlar Belediyesi’nde 15 yıldır sosyolog/sosyal çalışmacı olarak görev yapan ve aynı zamanda Geniş Merdiven müzik grubunun solisti olan Murat Mengirkaon, çalıştığı belediyedeki TİS sürecinin ardından “rotasyon” kılıfı altında görev yeri değiştirilerek sürgüne maruz bırakıldı. Belediye ile yetkili sendika Belediye-İş arasında yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinin ardından bu görüşmelerdeki sendikal yaklaşımı ve idarenin tutumunu eleştirmesi üzerine böyle bir baskı uygulamasıyla karşı karşıya kalan Murat Mengirkaon ve dostları 20 Ağustos Perşembe günü belediye önünde eylemli bir biçimde bu sürgün uygulamasını protesto ettiler. Eyleme sol-sosyalist akımlardan ve sendikalardan da katılım gerçekleşti.
Açıklama başlamadan önce Doruk Madencilik’te çalışan, kıdem tazminatı, yıllık izin, ücretsiz izin ve birikmiş alacakları için haftalardır direnen maden işçileri selamlandı.
Murat Mengirkaon’un okuduğu açıklamada şu görüşler yer aldı:
“On beş yıldır Karabağlar Belediyesi’nde hizmet üreten bir kamu emekçisiyim. Dokuz yıldır kesintisiz yürüttüğüm Sosyolog / Sosyal Çalışmacı görevi, tarafım adına “kazanılmış hak” ve “yerleşik çalışma koşulu” oluşturmuştur. Hemen TİS sürecinin ardından tarafıma tebliğ edilen bu karar bir görev değişimi ya da basit bir idari tasarruf değildir! Bu uygulama; açıkça nitelik düşürme (aşağılama), mobbing ve cezalandırma amaçlı bir sürgündür.
(…)Buradan soruyorum: Üyesi olduğumuz sendikayı ve TİS sürecini eleştirmemiz neden sürgün edilmemize gerekçe yapılıyor? Sendikayı eleştirmek, söz söylemek suç mudur? İşimizle ve onurumuzla tehdit edilmeyi kabul etmiyoruz! Tüm hukuki haklarımı elbette sonuna kadar kullanacağım. Ancak ben bugün sadece kendi adıma değil; İzmir genelinde belediyelerde giderek yaygınlaşan sürgünlere, mobbinge ve keyfi ‘havuz’ uygulamalarına dikkat çekmek için de buradayım. Aylarca maaşsız bırakılarak ‘havuz’ adı verilen şirket alanlarında bekletilen işçilerin yaşadığı dramı kimse duymuyor. Güya sendikaları, güya iş güvenceleri var! Bu uygulamalar öyle fütursuz bir hale geldi ki; havuza gönderilen ya da işten çıkarılan bir işçinin ‘Neden?’ sorusuna, ‘Sana gerekçe sunmak zorunda değiliz’ yanıtı verilebiliyor.
Sevgili dostlar, değerli basın emekçileri; Otuz yıldır haklar ve özgürlükler mücadelesinin içindeyim. Bugüne kadar yüzlerce işçi eylemine, üniversite forumuna, çevre mücadelesine sazımla, müziğimle, sesimle omuz verdim. Hak arayanların yanında durdum. Bugün ise ben bir haksızlığa ve hukuksuzluğa uğradım. Mücadele etmekten başka seçeneğim yok! Biz sınıfa ve onun örgütlü gücüne inanan insanlarız. Bugün iktidarın baskıları karşısında “zor zamanlardan geçiyoruz” diye yakınan idareciler; sarı sendikacılarla değil, emeğin ve hakkın yanında saf tutanlarla dayanışmalıdır. Süreç ve Taleplerimiz Bugün bu basın açıklamasıyla başlattığımız mücadelemizi, 24 Ağustos 2026 Pazartesi gününden itibaren Karabağlar Belediyesi önünde gerçekleştireceğimiz oturma eylemiyle sürdüreceğim. Yaşadığımız hukuksuzluk çözülene kadar eylemliliğimizi kararlılıkla devam ettireceğiz. Taleplerimiz nettir: 1. Haksız görev yeri değişikliği ve sürgün kararı derhal iptal edilsin! 2. Yıllardır fiilen yürüttüğümüz görevlerin kadro, unvan ve görev tanımları yasal güvenceye kavuşturulsun! Bundan sonraki süreçte de yalnız olmadığımı, sesime ses katacağınızı biliyorum.”
İzmir’de yerel yönetimlerde yıllardır hüküm süren sosyal-demokrat yerel iktidarların, kendilerini nasıl takdim ederlerse etsinler, söz konusu işçiler olduğunda aslında hükümetteki AKP-MHP blokunun kötü bir karikatürü ve taklidi olduğunu gösteren yüzlerce örnekten birini oluşturan bu sürgün uygulamasına karşı mücadeleyi İzmir’deki yerel yönetim emekçilerinin genelinin gündemine sokma görevi karşımızda duruyor. Zira işçi-memur ayrımını aşacak bir şekilde İzmir’deki muhtelif belediyelerde çalışan sınıf bilinçli tüm yerel yönetim emekçilerinin bu tip ve benzer saldırılara karşı ortak bir karşı koyuş sergilemesi, böyle bir tutumun örgütlenmesi ihtiyacı artıyor.
Yaşasın Eylemli Sınıf Dayanışması!
İzmir’den Komünistler










