Birkaç ay önce İstanbul Avrupa Yakasında birbirini farklı vesilelerle tanıyan bireyler olarak bir okuma grubunu oluşturduk. Okuma grubu, kendisini; “Dünyayı anlamak ile onu değiştirmenin birbirinden ayrılmaz iki faaliyet olduğunu marksist temel kaynaklarla somutlamaya çalıştığımız, bunu yaparken de aktüelle olan bağının keskinliğine isabet etmeye çabaladığımız okuma kolektifi” olarak tarif ediyordu. Bu doğrultuda haftada bir buluşup, beraber belirlediğimiz bir metni okuyup üzerine tartışma yürüttük.

Okumalarımıza Komünist Manifesto ile başladık. İlk hafta, Komünist Manifesto’nun arkasında duran örgütün tarihini, Manifesto’nun mimarisini, ikinci hafta tarihin sınıf mücadeleleri olduğu saptamasını, burjuvazinin yükselişini ve devrimini, proletaryanın tarih sahnesine çıkışını ve evrimini Manifesto’daki saptamalar ışığında tartıştık. Üçüncü hafta proleter devrimi ve komünistlerin proletarya içindeki rolünü konuştuk. Dördüncü hafta ise son iki bölümün manifestonun muhtelif sosyalist akımlar üzerine saptamalarını, ve Komünist Birlik’in kendine tarif ettiği devrimci görev ve taktiklerini okuyup bugüne ilişkin yansımasını tartıştık. Her hafta belirli bir müfredat olmaksızın, dileyenlerin paylaştığı ek metinleri de tartışmamızın parçası kıldık. Manifesto’yu tamamladıktan sonra yeni okuma materyali için, birlikte Lenin’in Ne Yapmalı’sını seçtik. Yeni okumamıza başlamadan evvel bir haftalık ara verip ara dahilinde beraber Genç Karl Marx filmini izledik.

Okuma grubu, bireysel temelde katılıma açık, siyasi görüş birliğinin aranmadığı bir kolektifti. Okuma grubu içinde, Köz’ün görüşlerini sahiplenen, bu görüşler doğrultusunda hareket eden, bu kimlikle propaganda yapan, ancak birbirinden bağımsız ve kopuk unsurlar bulunduğunu gördük. Bu kimliği sahiplenenler olarak okuma grubunun kendisi içerisinde koordine olduk, şimdiye dek bireysel biçimde farklı alanlarda siyasete dahil olma çabalarımızı birleştirmeye, ortak bir faaliyetin sorumluluğunu örgütlü bir biçimde almayı kararlaştırdık. Nitekim okuma grubunun başlangıcı da bağımsız da olsa bu arayışın bir ürünüydü.

Birbirinin sorumluluğunu alan, komünistlerin parti birliği mücadelesinde örgütlü bir şekilde yer almak isteyen, bu mücadelede Köz politik kimliğinin arkasında duranlar olarak bir araya geldik. ‘Örgütlenin’ çağrısının ne manaya geldiğini konuştuk. Devrimci parti ihtiyacının her geçen gün yakıcılığını hissettirdiği koşullarda amatör örgütlerin çapını aşan derlenip toparlanma ve örgütlenme sorunlarının parti öncesi siyaset yürüten komünistler açısından mahiyeti üzerinde durduk. Her zaman örgütsel çapı aşan bir siyasal etkinin varlığı, bu siyasal etkiyle harekete geçen, örgütlenme ihtiyacı hisseden kesimlerin komünist partiyi yaratma mücadelesinde nasıl yer alacağını konuştuk. Yalnızca bu parti birliğini yaratma mücadelesi verenlerin değil hareketimizin tamamı için geçerli olan bu duruma genelde verilen yanıtları konuştuk. Bu durumda ortaya çıkan bir sonuç, devrimci mücadelenin ihtiyaç duyduğu farklılıktan, çeşitlilikten yoksun bir şekilde tek tip bir alana, sektöre, her militanın aynı işi yaptığı ve bu faaliyeti üstlenemeyenlerin siyaset dışına itildiği bir doktrinerlik. Diğer bir sonuç ise siyasal arayışlara sahip kesimlerin daha geniş ölçekte bir araya getirileceği iddiası altında kendi potansiyellerinden, kabiliyetlerinden muaf tutulduğu, siyasetin dışına itilip alelade sempatizanlara indirgendiği liberal tasfiyeciliktir. Bu iki eğilimin hakim olduğu düzlemde, siyasi faaliyetin örgütlü yürütülmesi için ihtiyaç duyduğumuzun, teknik engellere takılmadan, pratik sorunları için ilkelerini revize etmeden altındaki kesimleri sevk ve idare edebilecek profesyonel örgüt olduğu konusunda mutabık kaldık. Köz’ün yürüttüğü mücadelenin ve çağrısının da bu partiyi siyasal mücadele içinde yaratmak olduğunu, bu çağrının komünistlerin bir parti kongresinde birleşmesi çağrısı olduğunu vurguladık. Köz politik kimliğiyle yürütülen mücadelenin de esas olarak bu mücadele olduğunun altını çizdik. Bu mücadeleyi yürütmek için sorumluluk alıp öne çıkanlar komünist partiyi yaratma amacı ve hedefiyle yürütülecek mücadelenin farklı ihtiyaçlarına yanıt veren farklı alanlardaki kesimler olsa da aslolanın bu amaç birliği çerçevesinde ortak bir politik mücadele yürütmesi olduğunu konuştuk.

Herhangi bir faaliyet şeması dayatmayan bu amaç birliği doğrultusunda biz de çevremizde siyasi arayışlara sahip, Türkiye’de bir devrimin gerekli olduğunu düşünen komünistlerin parti birliği propagandasına açık, bu propagandayı örgütlü bir şekilde sürdürmeye aday kesimlere ulaşmayı önümüze koyduk. Şimdiye dek yürüttüğümüz okumalar, propaganda yapmaya çalıştığımız kesimlerin de böyle tarif edilmiş bir faaliyete uygun olduğunu değerlendirdik. Bununla sınırlı kalmayacak biçimde, bulunduğumuz alanlarda tarif ettiğimiz propaganda faaliyetini çeşitli araç ve biçimler üzerinden geniş bir ilişki ağı içerisinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu ilişki ağı içerisinde çalışma yürütürken temas ettiğimiz kesimlerle olan ilişkimizi, bu ilişkilerle bir araya geldiğimiz zeminleri komünistlerin kitleler içerisinde ve kitle örgütlerinde yürüttüğü çalışmalardan ayrı görmüyoruz. Emekçiler arasında faaliyet yürütmekle kitle çalışmasını birbirine karıştırmayan ve kitle tarifinin somut durumlara göre değiştiğini akılda tutan bir biçimde, komünistlerin kitle içinde çalışmasının esasları doğrultusunda faaliyetimizi genişleterek sürdüreceğiz.

Sorumluluk Al Öne Çık!
Kendisi Harekete Geçmeyen Başkasını Harekete Geçiremez!

Üniversitelerden Komünistler