Ekim Devrimi’nin yıldönümü kapsamında Alınteri ve Köz olarak İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin parçası olarak Taksim’de bir söyleşi gerçekleştirdik. Kıvılcım Kültür Merkezi’nde gerçekleşen söyleşimizin konusu “Ekim Devrimi ve Güncel Devrimci Görevler” oldu.
Köz adına konuşan yoldaş devrimci görevleri tarif edebilmek adına uluslararası tabloyu değerlendirdi. Bu tabloda belirleyenin emperyalistler arası paylaşım kavgası ve Amerika’nın gerileyen pozisyonu olduğunu vurgulayan yoldaş dünyada Fransa, Sırbistan başta olmak üzere birçok ülkede farklı ekonomik ve siyasal talepler etrafında kitlesel hoşnutsuzlukların ortaya çıktığını belirtti. Hükümet karşıtı eylem ve ayaklanmaların yükselen bir toplumsal dalgaya işaret ettiğini söyledi. Ancak bu hareketlerin kendi sınırlarını aşamadığına dikkat çekerek, Sırbistan’da hükümetin düşürülmesinin dahi burjuva iktidar seçenekleri arasındaki bir değişimle sınırlı kaldığını ifade etti. Fransa ve Sırbistan’daki hareketlerin devrimci bir siyasal önderlikten yoksun olduğunu belirten yoldaş, devrimci önderliğin görevinin kendiliğinden kitle hareketleri yaratmak değil, ortaya çıkan toplumsal patlamalara siyasal müdahale kapasitesi geliştirmek olduğunu vurguladı. Bu tablonun Ekim Devrimi’nin öncesini andıran koşulları barındırdığını, Karl Liebknecht’in çıkışıyla başlayıp Bolşeviklerin Ekim Devrimi ile somut anlamına kavuşturduğu “Asıl Düşman Kendi Yurdunda” çizgisini güncel bir görev olarak uluslararası komünist hareketin önüne koyduğunu ifade etti.
Türkiye’deki siyasal tabloyu değerlendirirken bugünkü dönemin genel yükseliş döneminin sona ermesi değil bu yükseliş içerisinde yaşanan geçici bir geri çekilme molası olduğunu belirtti. Devrimci durumun sürdüğünü, burjuva çözümlerin sonuç alıcı olmadığını ancak devrimci siyasetin hareket alanının da daraldığını ifade etti.
Bu durumun uluslararası tablo ile birlikte değerlendirildiğinde geçici olduğunun görülebileceğini belirten yoldaş olası bir yükseliş döneminin kendiliğinden devrimci sonuçlar üretmeyeceğinin altını çizdi. Devrimci dönemin fırsatlarından yararlanabilmek için geri çekilme döneminde hazırlık faaliyeti yürütmenin önemini vurguladı ve bu hazırlığın ancak kendisini burjuva siyasetinden ayırmış, emekçileri örgütlendirme ve harekete geçirme kapasitesi ve iddiasına sahip bir devrimci parti tarafından yürütülebileceğini belirtti. Bolşeviklerin geri çekilme dönemlerinde izlediği taktik tutumlar, benimsediği araç ve yöntemlerin güncel olduğunu ancak devrimci güçlerin dağınıklığıyla karşı karşıya kaldıkları durumlarda komünistlerin bu mücadele yöntemlerinden beklentilerinin farklı olacağı üzerinde durdu. Sınıf içinde militan, dar grupçuluktan uzak bir çalışma tarzını ve siyasi çizgiyi devrimci dayanışma içinde ortaklaştırmanın güncel ve yakıcı bir görev olduğuna işaret etti.
8 Kasım’da gerçekleşecek “Ekim Devriminin Mirası: Savaşa Karşı Sınıf Savaşı” paneline yapılan davetle birlikte bu panelin katılımcılarının Ekim Devrimi’nin mirasına sahip çıkma iddiasında olan güçlerin bu topraklarda halen mevcut olduğunu gösterdiği belirtilerek Alınteri ve Köz’ün devrimci odağı yaratmak için gerçekleştirdiği güçbirliğinin kalkış noktasının da bu olduğu ifade edildi. Katılımcıların soru ve değerlendirmelerinin yanıtlanmasının ardından söyleşimiz tamamlandı.
Üniversitelerden Komünistler













