1) Suriye’deki Gelişmelerin Türkiye’deki Hâkim Sınıfların İçinde Bulunduğu Sıkışmışlığı Aşmasına Hizmet Etmesi Mümkün Müdür?

Ortadoğu’daki emperyalist savaş ve Türkiye’nin Suriye’deki ve Rojava’daki işgalci müdahalesi, bölgesel güç ve alt emperyalist bir aktör olarak Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini şekillendirme çabalarına hizmet etse de, Kürt düşmanlığı ve militarizm üzerinden milliyetçiliği güçlendirerek kendisine siyasal meşruiyet zemini yaratsa da bu süreç Türkiye’deki hâkim sınıfların içinde bulunduğu sıkışmışlıkları kalıcı bir şekilde aşmalarına hizmet etmez. Türkiye, Suriye’deki ve Batı Kürdistan’daki savaşın bir parçası olarak bölgedeki emperyalist müdahalelere destek vermekte ve kendi çıkarlarını empoze etmeye çalışmaktadır. Ancak bu tür dış politikalar, sadece kısa vadeli jeopolitik çıkarları güçlendirirken, ekonomik ve siyasal krizlerin derinleşmesine yol açmaktadır.

Türkiye, Suriye’deki işgaliyle emperyalist ülkelerle işbirliği yaparak, bölgedeki hâkimiyetini sağlamaya çalışıyor ve aynı zamanda içerde, sınıf mücadelesinin artan baskısıyla başa çıkmaya çalışıyor. Ancak bu tür politikalar, işçi sınıfı ve ezilen halklar açısından bir çözüm değil, daha fazla baskı ve yoksulluk yaratmaktadır. Türkiye’nin bölgesel hegemonyasına yönelik çıkarları, halkın sosyal ve ekonomik taleplerinden uzaklaşan, sınıf mücadelesini göz ardı eden bir yaklaşımdır.

Emperyalist müdahaleler, Türkiye’nin içsel krizlerini gizlemek yerine daha da derinleştirmektedir. Bu nedenle Erdoğan rejimi içinde bulunduğu sıkışmışlık daha fazla derinleştiği için iç cepheyi güçlendirme stratejisine girmiştir. Türkiye’deki hakim sınıfların içinde bulunduğu sıkışmışlıktan kurtulmak için, Suriye ve Ortadoğu’da herşeyin istediği gibi gitmesi gerekir. İçeride de emekçilerin ve ezilenlerin cephesinden en ufak bir tepkinin gelmemesi gerekir. Burjuva klikler arasında da herhangi bir çatışma yaşanmayıp, tam bir uyum içinde hareket etmesi gerekir. Bu durum eşyanın tabiatına aykırıdır. Türkiye’deki hakim sınıflar, emekçilere ve ezilenlere açlık yoksulluk, geleceksizlik, savaş, yıkım, ırkçılık, dinci fanatizm, ataerkil devlet terörü dışında verebileceği hiçbir şey yoktur. Türkiye kapitalizminin içinde bulunduğu sıkışmışlık, içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik krizler düzen içi siyasal program ve stratejilerle aşılamaz. Ya proleter bir devrimle aşılır ya hiç aşılamaz.

2) Türkiyeli Devrimcilerin Görevleri ve Eylem Birlikleri

Türkiye’deki devrimcilerin önündeki en temel görev, Suriye’deki gelişmelerin ve bölgedeki emperyalist müdahalelerin, işçi sınıfının ve ezilenlerin mücadelesinin merkezine yerleştirilmesidir. Türkiye’nin Suriye’deki işgali, halklar arasındaki düşmanlıkları körükleyerek sınıf mücadelesinin önünde bir engel oluşturmakta, bunun yerine sınıf mücadelesini güçlendirmek için sosyalist bir perspektifin etrafında birleşmek gerekmektedir.

Emperyalist Müdahaleye Karşı Sosyalist Ortadoğu Perspektifi:

Türkiye’nin Suriye’deki işgalci rolü, bölgesel ve uluslararası emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda şekillenmektedir. Ancak bu işgale karşı yapılacak mücadele, yalnızca yerel bir direnişle sınırlı kalmamalıdır. Gerek Türkiye gerekse de Suriye’de ve Ortadoğu’da bulunan tüm emperyalist güçler, bölgesel güçler uluslararası emperyalist bir proje dahilinde konumlanmaya çalışmakta bu hedef doğrultusunda strateji belirlemektedir. Türkiye’deki devrimciler, emperyalist projelerin karşısına sosyalist Ortadoğu Sovyetleri perspektifiyle dikilmeli ve tüm Ortadoğu halklarının özgürlüğü ve sosyalist devrim mücadelesi için birleşik bir strateji geliştirilmelidir. Bu, bölgedeki tüm işçi sınıfları ve ezilen halklarla uluslararası dayanışma içinde olacak ve kendi burjuva devletinin yenilgisini, emperyalist iştahını sabote etmeye yönelik bir perspektif taşıması elzemdir.

İşçi Sınıfının Önderliğinde Devrimci Bir Mücadele:

Türkiye’deki devrimciler için bir diğer görev, işçi sınıfının öncülüğünde devrimci bir mücadelenin örgütlenmesidir. İşçi sınıfının güncel sorunlarını (yoksulluk, hayat pahalılığı, işsizlik, geleceksizlik …) savaş karşıtlığıyla anti militarizmle birleştirmekten geçer. Bu noktada kalkış noktamızın şiarı savaşa karşı sınıf savaşı! Halkların savaşına sınıfların barışına hayır olmalıdır. Emperyalizme ve kapitalizme karşı sınıf mücadelesini büyütmek, sadece Türkiye’deki ekonomik krizle ilgili değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun tüm halklarıyla dayanışma içinde olmayı gerektirir. Eylem birlikleri, sadece yerel sorunlarla ilgilenmekle kalmamalı, aynı zamanda Türkiye’nin bölgedeki işgalci politikalarına karşı bir mücadele perspektifi geliştirmelidir.

Uluslararası Devrimci Parti ve Ortadoğu’da Sosyalist Birleşik Cephe:

Türkiye’deki devrimciler, kendi burjuva devletlerine karşı sınıfsal bir mücadeleye sahip olmakla birlikte, aynı zamanda Ortadoğu halklarının bir araya gelerek emperyalizme karşı enternasyonal birleşik işçi cephesi kurmalarını teşvik etmelidirler. Bu, sadece Türkiye’nin içindeki işçi sınıfı ile sınırlı kalmamalı, aynı zamanda emperyalizmin en önemli faaliyet alanlarından olan Ortadoğu’da proleter devrim için birleştirici bir strateji olmalıdır. Bu bağlamda en acil görev tüm Ortadoğu’daki ve Ortadoğu’da emperyalist faaliyet içinde olan ülkelerdeki devrimcileri, komünist devrimci bir dünya partisinin inşası için seferber etmekten geçer. Bu noktada bileşeni olduğumuz Sürekli Devrim Kolektifi’nin “Dünyanın tüm devrimci teşkilatlara mektup” başlıklı çağrısını burada bir kez daha yinelemek istiyoruz.

(https://www.revolucionpermanente.com/turk/2024/11/18/dunyanin-tum-devrimci-teskilatlarina-mektup/)

Eylem Birlikleri ve Devrimci İnisiyatifler

Eylem birlikleri, işçi sınıfının sınıfsal çıkarlarını savunacak şekilde örgütlenmeli, aynı zamanda Ortadoğu’daki sosyalist devrim perspektifine sahip olmalıdır. Türkiye’deki devrimciler, Suriye’deki emperyalist işgale karşı ve Türkiye’nin işgalci rolüne karşı sosyalist bir mücadeleyi örgütlerken, bölgesel dayanışmayı ve işçi sınıfının birliğini de sağlamalıdır. Eylem birlikleri, sosyalist devrime doğru atılacak adımların ilk basamağı olmalı, devrimci bir perspektifin inşasında önemli bir araç olarak kullanılmalıdır.

Sonuç olarak, Türkiyeli devrimciler, Suriye’deki emperyalist işgal ve Türkiye’nin alt emperyalist rolüne karşı mücadeleyi, sosyalist bir Ortadoğu perspektifiyle, işçi sınıfının uluslararası dayanışmasını güçlendiren, emperyalist müdahalelere karşı devrimci bir mücadeleyi savunan bir programla karşılamalıdır. Emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesi, sadece yerel değil, bölgesel ve küresel bir devrimci perspektifin etrafında birleşmelidir. Bu, bölgesel ve küresel sosyalist devrimin inşasına hizmet edecek tek yol olacaktır.

Enternasyonal Komünist İşçi Birliği