Köz’ün arkasında duran komünistler, komünist bir partinin eksikliği temel tespiti ile, bu partinin kuruluş kongresini örgütleme mücadelesini 26 yıldır veriyorlar. Bu mücadeleyi verirken, siyasal süreç içerisinde ortaya çıkan ve komünistlerin müdahalesini gerektiren durumlara ilişkin, “Komünist bir parti olmadıkça bu durum emekçiler lehine çözülemez.” temel gerçeğini ön plana çıkarsalar da, bu tespiti eyleme geçmenin önünde bir engel olarak kullanmıyorlar. Müdahale gerektiren söz konusu durumda komünist bir partinin ne yapması gerektiğini göstermek de Köz’ün arkasında duran komünistlerin sorumluluğudur. Fakat Köz’ün arkasında duran komünistler bu sorumluluğu kendi başlarına yerine getirmek üzere hareket etmezler. Zira verili durumlarda devrimci tutumun ne olduğuna ilişkin farklı siyasi akımlarla ortaklaşma zeminleri mevcuttur. Köz’ün arkasında duran komünistlerin sorumluluğu, bu zeminlerden devrimci eylem birlikleri doğmasının önünü açmaktır. Bu eylem birliklerinin bildiri dağıtımı, yürüyüş, miting, basın açıklaması, deklarasyon, panel ve benzeri gibi ayakları olabilir.

15 yıldır düzenlediğimiz Hasan Coşkun Panelleri’nin 2025 yılındaki oturumu da devrimciler açısından bu temel amaca hizmet eden şekilde örgütlendi. Suriye’de ve Türkiye’de Savaş ve Barış başlığı altında, 12 günlük İsrail-İran savaşı gündemdeyken, İşçi Sınıfının Kurtuluşu ile birlikte düzenlediğimiz bu panelde, Alınteri, Komün ve Sosyalist Meclisler Federasyonu ile buluştuk.

Bu gündemde devrimcilerin alması gereken tutumun ne olduğu konusunda verimli bir tartışmaya sahne olan bu panel, katılan kurumların ortaklaştığı kimi başlıklar hesaba katıldığında devrimci eylem birliklerine ilişkin umut veren bir şekilde sonuçlandı.

Ortadoğu’da ve özel olarak da Kürdistan’da paylaşım kavgası yoğunlaşıyor ve buna bağlı olarak savaşlar ortaya çıkıyor. Bir yandan da Türkiye’de ikinci çözüm süreci ve içbarış konuşuluyor, PKK bu doğrultuda kendisini feshettiğini açıklıyor. Bu gelişmeler yaşanırken devrimcilerin önlerine koyması gereken ödevlerin başında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Ortadoğu gericiliğinin önemli bir parçası olduğunu ve dolayısıyla anti-emperyalist mücadelenin de hedef tahtasında olması gerektiğini ortaya koymak geliyor. Hasan Coşkun Panelleri’nde yan yana gelen kurumlar bu konuda ortaklaşıyor.

Buna bağlı olarak, söz konusu çatışmalarda anti-emperyalizm namına İran gibi gerici ezen ulus devletlerine, ulusal devrimci bir programdan dahi yoksun “ulusal kurtuluş örgütleri”ne destek beyanlarının yaygınlaştığı bu günlerde; anti-emperyalist mücadelenin, boyunduruğu altında yaşadığımız devleti yıkma mücadelesinden ayrı bir anlamı olamayacağını ön plana çıkaran bir tutum da paneldeki kurumlar tarafından ortak bir şekilde dile getirildi.

Bir yandan savaş sürerken diğer yandan AKP-MHP hükümetinin barış vaatleri yükselttiği, PKK’nin kendisini feshedip silah bırakma töreni düzenlediği bu dönemde devrimci tutumun ne olduğuna ilişkin kafa karışıklığı hareketimiz içinde daha da hakim. Hükümetin barış vaatlerinin peşinden gitmeye çağıranların sesi daha gür çıkıyor. Sürece destek verenler de dahil hiçkimse hükümete güvenmemek konusunda uyarı yapmayı ihmal etmiyor. Fakat bu hükümetle barışın gelmeyeceğini savunanların önemli bir bölüğü, burjuva muhalefet ile böyle bir sürecin yürütülmesini daha doğru bulduğu için bu uyarıyı yükseltiyor. Haliyle burjuvazinin hükümetteki veya muhalefetteki temsilcileri ile demokrasi ve özgürlük sorununun çözümü yolunda adım atılabileceğini savunan bu kesimler temelde ortaklaşmış oluyorlar. Durum böyleyken, hükümette hangi fraksiyon olursa olsun bir burjuva devletin sınırları kabul edilerek demokrasi ve özgürlüğe doğru adım atılamayacağını söylemek de günün devrimci ödevleri arasına giriyor. Panele katılan kurumlar, emekçiler ve ezilenler için barışa giden yolun ancak devrimle açılabileceği ve bu düzen sınırları içerisinde barıştan da, özgürlükten de, demokrasiden de söz edilemeyeceği gerçeğini hep birlikte hatırlattı.

Öcalan’ın 27 Şubat’taki deklarasyonunu takip eden süreçte devrimci tutumu PKK’yi eleştirmekle eş tutan bir görüş de hareketimiz içerisinde karşılık buldu. Bir tutumu mahkum etmenin yolunun, doğru olanı eylemli biçimde göstermek olduğu gerçeğinin üzerinden atlandı. PKK’ye dönük suçlamalar ile şekillenen bu tutum da yine panele katılan kurumlar tarafından eleştirildi. Başkasının eksiğinin devrimcilerin fazlası olamayacağı, Türkiye’deki devrimcilerin bu gündemi kendi eksiklikleri etrafında ele alması gerektiği tüm kurumlar tarafından ortaya kondu.

Panelde yan yana gelen kurumlar, elbette her konuda ortak görüşleri savunmadılar. Fakat yukarıda altını çizdiğimiz başlıklarda buluşulan noktalar, bugün devrimci mücadelenin gündeminde çok önemli yere sahiptir. Bu ortak tutumlar ne bu panelle ne de bu panele katılan kurumlarla sınırlı kalmalıdır. İşçi Sınıfının Kurtuluşu ile birlikte düzenlediğimiz panel, geliştirilen ortak tutumlar etrafında şekillenecek daha nice devrimci eylem birliğinin kaldıracı olduğu koşulda amacına ulaşmış olacaktır.

Parti Programı Sorununu Tartışmak Bir Panelden Fazlasını Gerektirir

Panelde Köz adına yapılan konuşma, savaş ve barış konusunun komünistler için neden bir parti programı sorunu olduğu üzerinde yoğunlaştı. Sunumda, Köz’ün bu konuda görüşleri olsa da bu görüşlerin bir karar niteliği taşıması için bir parti programının parçası olması gerektiğini ifade ettik. Bu tartışmaları karara bağlamak için, komünist bir parti programı ihtiyacını hisseden örgütlü güçlerle bir komünist partisinin kuruluş kongresini birlikte örgütlemek üzere buluşmak istediğimizi anlattık.

Bu içerik, Köz’ün bir siyaset değil, komünistlerin parti birliğini sağlama hedefiyle mücadele eden örgütlü güçlerin ortak siyasal kimliği olduğunu ön plana çıkarması hasebiyle gerekliydi. Fakat bunun yeterli olmadığını ifade etmek zorundayız. Parti programı konusundaki görüşlerimizi aktarmak ve tartışmak için bir panel tek başına en etkili ve sağlıklı yöntem değildir. Bu tartışmanın bir panelin sınırlarını aşacağı tartışmasız bir gerçektir. Elimizdeki farklı araçları kullanarak bu konuyu kapsamlı biçimde tartışmak zorundayız. Panelde yan yana geldiğimiz kurumlar, şüphesiz bu tartışmaları sürdürmek istediğimiz kesimlerdir. Köz’ün arkasında duran komünistler olarak farklı araçlarla bu konuyu tartışmak ve daha geniş ve nitelikli yan yana gelişlere zemin hazırlamak için çabamızı arttıracağız.

Panelin Örgütlenme Biçimi, Gerisine Düşülmemesi Gereken Bir Örnektir

Hasan Coşkun Panellerini on beş yıldır düzenliyoruz. Yoldaşımızı, devrimci mücadelenin gündemlerini, benzer siyasi kaygılar taşıyan sol akımlarla birlikte tartışarak anmayı tercih ediyoruz. Bunun için mezar anması yerine Hasan Coşkun adına paneller düzenliyoruz. Fakat Hasan yoldaşı adına etkinlikler düzenlememiz, onu devrim mücadelesinde kaybettiğimiz diğer devrimcilerden yüksek bir yere koymamızdan kaynaklanmıyor. Hasan yoldaş, mücadele tarihimizde kaybettiğimiz binlerde devrimciden biridir. Cafer Cangöz, Osman Yaşar Yoldaşcan, Eylem Ataş, Hasan Ocak, Şafak Yayla ve sayısız daha nice devrimciyi anmak da bizim için siyasi mücadelenin konusudur, devrimci sorumluluktur. Onun adına düzenlediğimiz etkinliklerde yalnızca Hasan yoldaşı değil mücadelemiz içinde kaybettiğimiz diğer devrimcileri de andığımızı daha açık bir şekilde göstermek Köz’ün arkasında duranların sorumluluğudur.

Bu yıla gelene kadar, bu etkinlikleri Köz olarak tek başımıza örgütledik. Bu yıl ise İşçi Sınıfının Kurtuluşu, Köz ile birlikte 2025 Hasan Coşkun Panellerinin örgütleyicisi oldu. Hasan Coşkun’u, mücadelemizde yitirdiğimiz binlerce devrimciden biri olarak sahiplenen ve bu anma etkinliğinin sorumluluğunu alan İşçi Sınıfının Kurtuluşu, son derece olumlu bir örneğe imza attı.

71 devrimci kopuşundan doğan örgütler, mücadele tarihimize devrimci dayanışmanın çok büyük örneklerini kazıdılar. Ölüm oruçlarında, Gazi-1 Mayıs barikatlarında, Kobane’de düşen devrimciler de bugün devrimci dayanışma bilinciyle ortaklaşa anılıyor. Hasan Coşkun yoldaşın anmasının sorumluluğunu üstlenen İşçi Sınıfının Kurtuluşu da bu mirasla uyumlu, gerisine düşülmemesi gereken bir örnek sergiledi. Son derece değerli bulduğumuz bu tutumun hareketimiz içerisinde de yaygınlık kazanması için çalışmak gerekir. Köz’ün arkasında duran komünistler de bu bilinçle hareket edecektir.