Köz Niçin Çıkıyor?
“Köz’ün arkasında duran komünistler” ifadesi, kendi ayakları üzerinde duran tek tek komünist bireylerin toplamını değil, birbirinin sorumluluğunu alan, siyasi faaliyeti örgütlü ve örgütle yürüten kesimleri anlatıyor. Köz’ün bir platformun politik kimliği olması, bu güçlerin, istisnai konjonktürler hariç, tek bir örgütsel merkeze bağlı olamayacağı anlamına da geliyor. Bu bakımdan Köz’ün arkasında duran komünistler farklı alanlarda, farklı örgütsel planlarla çalışma yürütüyorlar. Bu durum örgütsel bakımdan ademi merkeziyetçi bir platform olmanın doğal bir sonucu.
Bu farklı çalışmalar, ortak hedef doğrultusunda, ortak politik kimlikle, ortak siyasi çizginin propagandasının yapılması ile birbirine bağlanıyor. Komünistlerin parti birliğini sağlama hedefini taşıyan, bu yolda Köz kimliği ile siyasi mücadelede yer alan komünistler, bu mücadelede Köz’ün yayınlarında tarif ettiği doğrultuda hareket ediyorlar. Mücadelemizin siyasal merkeziyetçi karakteri, politik faaliyette bu şekilde somutlanıyor.
Siyasal merkeziyetçilik, bu merkeziyetçiliğe tabi olan herkesin, önündeki koşul ve imkanlardan bağımsız olarak, tek tip bir faaliyet yürütmesi anlamına gelmez. Farklı alanlarda, farklı nesnel koşullarda, farklı imkanlardan beslenen faaliyetler, elbette birbirinden farklı biçim ve tempo altında yürüyecektir. Alandaki ilişki ağının niteliği, faaliyetin süresi, devlet baskısının şiddeti, sol hareketlerin durumu gibi koşullara bağlı olarak, siyasal faaliyetin araçları, biçimi ve temposu farklılık gösterecektir. Daha da önemlisi, komünistlerin birliği zemininde duranların farklı mecralardan kopup gelmeleri, farklı önceliklere ve imkanlara sahip, farklı sorunlarla yüz yüze olmalarıdır. Bu kesimlerin koptukları yerle bağlantılı farklı meşreplere, farklı çalışma tarzlarına ve farklı vurgulara sahip olmaları da gayet doğaldır.
İrili ufaklı amatör örgütlerin damgasını vurduğu bu dönemde söz konusu farklılıklar, mevcut tablodaki merkezkaç ve rekabetçi eğilimleri körükler. Bu farklılıkları genelge ve talimatlarla yahut masabaşı protokollerle ortadan kaldırmaya çalışan amatör örgütsel merkezlerin girişimleri şaşmaz biçimde daha derin bölünmelerle sonuçlanır. Halbuki bu bir kader değildir. Söz konusu farklılıkları ortadan kaldırılması gereken pürüzler olarak görmek gerekmez. Bilakis bu farklılıklar demokratik merkeziyetçiliği hakkıyla uygulayan daha güçlü bir partinin hammaddesidir, ortak bir siyasi hatta buluşturulduğu zaman merkezkaç eğilimler üretmek şöyle dursun ortak politik gücü katlar. Bu bakımdan asıl mesele amatör örgütleri aynılaştırmak, birbirine benzetmek değil, onları ortak bir siyasi davanın, stratejinin ve eylem çizgisinin parçası haline getirmektir.
Tam bu nedenle faaliyetin biçiminde, temposunda ve önceliklerindeki çeşitliliği kabul etmek, faaliyetin politik içeriğinde de bir çeşitlilik ortaya çıkacağı, herkesin kendi rengiyle Köz’ün arkasında durabileceği anlamına gelmez. Bilakis politik faaliyetin içeriği aynı davanın takipçilerini birbirine bağlayan harçtır. Bu harç eklektik bir toplam olamaz, bir gökkuşağı hiç olamaz.
Örnek vermek gerekirse, diyelim ki NATO zirvesi arifesinde yürütülen siyasi çalışma, MHP çizgisinde bir sendikada çok daha propagandif bir çerçevede yürütülürken sokak eylemlerinin yaygın olduğu bir emekçi mahallesinde, bir üniversite kampüsünde, yahut NATO karşıtı bir mitingde çok daha geniş bir kesime seslenen ve tekil konulara odaklanan bir ajitasyonu da içerir. Propaganda her yerde aynı vurgularla da yapılmaz. Amerikan senatosunda, Pentagon’da Kürtleri destekleyebilecek kesimlerin bulunduğuna inanan Kürt emekçiler içinde çalışma yürütenler propangandada fikirleri birbirine farklı şekilde bağlarlar. Amerika’nın Türkiye’yi, Irak’ı yahut Suriye’yi bölmek, istikrarsızlaştırmak gibi bir hedefinin olmadığını, 2016’da Güney Kürdistan’da, bu sene ise Batı Kürdistan’da yaşananları anlatarak öne çıkarırlar. Buna karşılık, diyelim ki geçmişte Türkiye’nin bir tür yeni sömürge olduğunu, ikinci bir kurtuluş savaşı vermesi gerektiğini savunmuş bir kesimin çevresindeki ilişkilere, Türk devletinin bağımsız bir devlet olmasının yanı sıra bir ezen ulus devleti olduğunu; ulusal onur, vatan savunması türü kavramların Türkiye burjuvazisine hizmet edeceğini daha çok öne çıkarabilirler. Ama vurgular ne olursa olsun, hiçbir propaganda ve ajitasyonda Türkiye’nin mağdur, bağımsızlığı elinden alınmış bir ülke olduğu ifade edilmez, Amerikan emperyalizmi teşhir edilmekle yetinilmez. “Asıl düşman kendi yurdunda!” şiarı her zaman propagandanın ana ekseninde durur.
İlkeli, ortak hedefe dönük ve planlı siyasal faaliyet göz önünde tutularak oluşturulan siyasal propaganda ve ajitasyon içeriği, her çalışmada aynı şekilde somutlanmaz fakat her çalışmada bu içerik kullanılır. Köz’ün yayınlarına yansıyan siyasal çerçeveye de, yalnızca belli alanlarda ve durumlarda kullanılacak, kimi alanlarda ise kullanışsız ve hatta faaliyetin geleceği için zararlı olacak bir içerik olarak bakılamaz. Köz’ün arkasında duran komünistlerin sorumluluğunu aldığı, farklı alanlardaki siyasal çalışmaları birbirine bağlayan, propaganda ve ajitasyonda ortaklık ve sürekliliktir.
Bu ortaklık, gazete başta olmak üzere çeşitli yayınlarımız vasıtasıyla paylaşılan, siyasi faaliyetteki hedef ve önceliklerimizin esas alınması ve bu doğrultudaki propaganda ve ajitasyon içeriğinin kullanılması ile sağlanır. “Köz kimliğini kullanarak faaliyet yürütün” derken ilk olarak bunu kast ediyoruz. Köz’ün her türlü eylemde bir politik kimlik olarak kullanılması elbette önemlidir. Bu kimliği kullanmak, komünist bir parti yaratma mücadelesinde sadece kendi gücüne ve planına bel bağlamayan, ortak bir mücadeleyi ve onun etkisini büyütmeyi hedefleyen kesimlerin varlığına işaret eder. Komünist bir partinin kurulmasının en önemli koşulu zaten bu kesimlerin yaygınlaşması ve faaliyetlerini ortaklaştırmasıdır. Ancak ortak kimlikle mücadele etmek sadece ortak imza kullanmanın ötesine geçtiğinde, Köz kimliğini ifade eden gazeteyi kullanmayı içerdiğinde onu kullananların güçlerinin aritmetik toplamının ötesinde bir etki yaratabilir, bu kimliği kullananları tüm farklılıkları aşan şekilde birbirine bağlayan harca dönüşür.
Gazete, Propaganda Faaliyetinin Raporlanacağı Adrestir
Fakat bu çağrımızın, önemli bir süredir aksayan ikinci bir ayağı daha var. “Köz kimliğini kullanarak siyasi faaliyet yürütün” derken, gazeteye yansıyan siyasi hattı faaliyette kullanmanın yanı sıra bu siyasi içeriğin söz konusu faaliyette nasıl kullanıldığının da gazeteye rapor edilmesini kast ediyoruz. Bir dernekte, sendikada, kooperatifte, okuma grubunda, mahalle meclisinde, öğrenci kulübünde veyahut bir eylem alanında Köz’ün nasıl kullanıldığı, ne içerikte propaganda yapıldığı, bu propagandanın nasıl karşılık bulduğu, gazete aracılığıyla rapor edilmelidir.
Propaganda ve ajitasyonun içeriğinin somut ve ayrıntılı biçimde gazeteye yansıması, politik faaliyetin aleniyeti için önemli ve gereklidir. Aleniyet bir yönüyle denetimin koşuludur. Komünist partinin duvarlarını ortak bir siyasi mücadeleyle örmeyi hedefleyenler, farklı zeminlerdeki duvarcıların aynı plana uygun bir duvar ördüklerini görmeli ve göstermelidirler. Gazete, platformun siyasal merkeziyetçiliğini sağlamada ne kadar başarılı olduğuna ayna tutmalıdır. Ortak plan ve hedeflerden bir sapma gördüğünde yine siyasi araçlarla bu sapmalara müdahale etmelidir. Çalışmaların amaç, ilke ve önceliklerimize uygun bir siyasi rotada tutulması da gazetede tüm siyasi faaliyetin içeriğinin kendisine yer bulmasıyla mümkündür. Köz politik kimliğiyle yürütülen siyasal faaliyetin çeşitlenmesi ve yayılması, gazetenin denetleme ve müdahale etme işlevinin önemini arttırmaktadır.
Aleniyetin ikinci bir işlevi de, daha zengin bir propaganda içeriğinin ortaya çıkarılmasına sunacağı katkıdır. Her faaliyet alanında aynı siyasal içeriğin kullanılması, bu alanlarda aynı sözlerin tekrarlanması demek değildir. Propagandanın muhataplarına, bu muhatapların soru ve yanıtlarına, siyasal faaliyetin yerel hedeflerine göre, ortak propaganda içeriğinin kimi vurgularının derinleştirilmesi, içeriğin zenginleştirilmesi olağandır. Yine propagandanın ulaştığı kesimlerin soruları ve yanıtları, kullanılan içeriğin yetersiz kaldığı yerleri de ortaya çıkarabilir. Bu durumun alenileşmesi de, bu gibi eksikliklerin giderilmesinin önünü açar. Bu durum gazeteye başarılı bir şekilde yansıtıldığında, farklı alanlarda faaliyet yürüten komünistlerin de daha zengin bir siyasal içerikten beslenmesi mümkün hale gelir.
Bugüne dek gazeteye gelen haberler asıl olarak bir eylem kaydı, etkinlik haberi şekilinde kaleme alınmıştır. Eyleme katılanların kimlerin olduğu, bizim pankartımızın ve sloganlarımızın neler olduğu, eyleme giderken hangi hazırlıkların yapıldığı anlatılmaktadır. Kimi zaman ise bu bilgilere bir de dönemin yahut siyasi konjonktürün değerlendirilmesi eşlik etmektedir. Oysa aleniyet için daha fazlası gereklidir. Asıl önemli olan yürütülen ajitasyon, daha da önemlisi propaganda çalışmasının içeriğinin eksiksiz, tüm ayrıntılarıyla yansıtılmasıdır. Bugüne kadar, gazeteye gelen haberlerden de anlaşıldığı üzere, özellikle propaganda faaliyetinin yansıtılması genellikle sadece içeriğe dair konu başlıklarının sıralanması ile sınırlı kalmaktadır. Aleniyeti daha üst düzeyde sağlamak için bu eski alışkanlıklardan kurtulmamız gerekiyor.
Yürütülen propagandanın ve ajitasyonun içeriğini gazeteye yansıtmak, gazeteye gelen içeriğin bundan ibaret olacağı, eylem ve etkinlik haberlerinin artık gazeteye yazılmaması gerektiği anlamına gelmez. Bilakis kayda değer bir propagandanın veya ajitasyonun yapılamadığı, kimi durumlarda yalnızca gözlemci olarak katılınan eylem ve etkinlikler dahi gazeteye haber olarak yansıtılmalıdır. Faaliyetimizde sorun teşkil edecek olan, bu türden eylem ve etkinliklerin varlığı değil, propaganda ve ajitasyonumuzdan yoksun bir hareketliliğin faaliyetimizin ana gövdesini oluşturmasıdır.
Yeni yeni kesimlerin Köz’ün çağrısına yanıt verdiği bir dönemde platform kimliğiyle yürüyen politik faaliyetin alenileştirilmesi, rotamızı koruyarak etki ve kapsam olarak bir sıçrama gerçekleştirmemizi mümkün kılacak. Köz’ün önümüzdeki sayıları bu doğrultuda ne kadar mesafe kaydettiğimizin en iyi ölçütü olacak.










