Ev ziyaretlerinde, Alınteri ve Köz’ün başlattığı devrimci güç birliğinin ezilenler ve emekçiler açısından taşıdığı anlamı; devrimcilerin yan yana geldiği eylem birliklerinin önemini özellikle vurguladık.

Bugün hükümetin gitmesi sorunu, yalpalayan hareket edemeyen ve zayıfladıkça daha saldırganlaşan Erdoğan sorunudur. Türkiye’de siyasal sorunların Erdoğan’da düğümlenmesi tesadüf değil. Emekçilerin en basit kazanımları bile onun devrilmesini gerektiriyor. Kürtlerin özgürlüğünü savunmadan, siyasi tutsaklara özgürlük istemeden ve emekçilerin iktidarını savunmadan bu mümkün değil. Bugün emekçilerin en basit gündelik kazanımlarını alması bile Erdoğan’ın devrimci bir yoldan gitmesiyle mümkün. Bu yüzden Erdoğan sorunu bir rejim sorunudur. Bu sorun reformist yol ve yöntemlerle değil burjuvaziden bağımsız ve devrimci tutum alarak ve devrimle çözülür.

Sol hareket, belirleyici ölçüde reformizmin etkisi altında olduğu için, sorunlar devrim sorununa dönüştüğünde fiilen felç olmaktadır. Bağımsız bir tutum alamamakta, burjuva muhalefeti arasında savrulmaktadır. Tüm bunlara karşı bağımsız bir hattı kurmalıyız. Bağımsızlık derken de burjuvaziden, onun muhalefetinden uzak devrimci bir hattı kurmalıyız.

Aralık ayında 1 Mayıs Mahallesi’nde ilk olarak başlatılan “Ne Asgari Ücret, Ne Asgari Yaşam! Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni!” kampanyası ve Şubat ayında yürütülen “Rojava’yı Emekçi Seferberliğiyle Savunalım!” çalışması kapsamında, devrimci dayanışma temelinde ortak hareket etmenin önemini vurguladık.

Bu güç birliğinin önemi yalnızca iki siyasal akımın meselesi olarak ele alınamaz. Tüm devrimci güçlerin gündeminde olması gereken bir sorundan söz ediyoruz. Bu iki siyasetin dışında bir yan yana gelişin olmaması, emekçilere siyaset götürme iddiasında olan herkesin sorunudur. Güç birliğini, iki yapının ayrı ayrı yürüttüğü çalışmaların toplamı olarak değil; dar grup rekabetlerine kapılmadan birbirini güçlendiren, ortak zeminde buluşan ve mücadeleyi büyüten bir ilişki olarak ele almak gerektiğini vurguladık.

Dünyada siyasal mücadele son derece hareketli bir döneme girmiş durumda neredeyse savaş kapımızda ve neredeyse her yerde emekçilere, Kürtlere, Alevilere, devrimcilere yönelik saldırılar katbekat artıyor. Devrimci güçlerin dar sınırlarına çekildiği her durumda kaybeden emekçiler oluyor. Böylesi bir tabloda tüm devrimci güçlerin yan yana gelmesi bir tercih değil, zorunluluktur, diye vurguladık.

Alınteri ve Köz olarak yürüttüğümüz bu çalışma, Rojava ve asgari ücret çalışmasıyla sınırlı değil aynı zamanda bu dayanışmayı çalışma yürüttüğümüz kitle örgütlerinde de sürdüyoruz ve büyütmeye devam edeceğiz diyerek konuşmamızı sonlandırdık.

1 Mayıs Mahallesi’nden Komünistler