thumbnail of s148_Eylul_2025

Avrupa Yakası’nda bulunan kurumlara gazetemizin Eylül sayısının dağıtımını gerçekleştirdik. Protokol dağıtımında gazetemizin Eylül ayı sayısını gündem ettik. Ek olarak, kimi kurumları bizim de son oturumunda söz aldığımız Emeğin Mücadelesini Büyütenler Buluşuyor başlıklı kamptan sonra ziyaret ettiğimiz için kendilerine bu etkinliğe ilişkin gözlemlerimizi gazetemizde yer alan manşet kapsamında gündem ettik. Kimi arkadaşlarımız “böyle bir etkinlikten daha önce haberimiz olsaydı, biz de katılmak isterdik” dediler. Kitle örgütlerinin ortaklaşa bir mücadele geliştirmesi yönünde böyle etkinliklerin anlamlı olduğunu fakat tek başına yeterli olmayacağını, bizim kitle örgütlerinde faaliyet yürüten devrimcilere çağrımızın bu kurumların mücadelelerini eşgüdüm içerisinde yürütmeleri için devrimcilerin adım atması gerektiğini söyledik. Nihayetinde kısmi bir mücadele alanında var olan kitle örgütlerinin kendi başlarına böyle bir inisiyatif geliştirmeleri beklenemez. Siyaseti proletaryanın genel çıkarları üzerinden yürütmekle mükellef olan devrimcilerin bu sektörel örgütlenmelere: “bu örgütlenmelerin dar ve grupsal çıkarlarının proleteryanın genel çıkarından bağımsız olamayacağını, dolayısıyla mücadelelerini de ortaklaştırmaları gerektiğini” söyleme ödevleri olduğunu, içinden geçtiğimiz süreçte kısmi mücadelelerde bir yükseliş yaşansa da bunun sonucunda kalıcı mevziler elde etmek için yegane yolun bu örgütleri böyle bir ortaklaşmaya sevk etmek olduğunu söyledik.

Bunun haricinde, ziyaret ettiğimiz arkadaşların gündemleri genelde Türkiye’de süregelen barış süreci olarak tarif edilen süreçti. Kimi arkadaşlarımız barışın mümkün olamayacağını, kimi arkadaşlarımız ise barışın gerçekleştirilebilmesi için ortak toplumsal mücadeleyi büyütmek gerektiğini belirttiler. Biz de “Tükenenen PKK Değil Hükümettir, Devrim için Devrimci Parti” yazımız çerçevesinde görüşlerimizi kısaca aktardık. Türkiye’de yanıtlanması gereken barış, demokratik anayasa ve Erdoğan’ın akıbeti sorularına ilişkin devrimci yönde ortak bir tutum almanın önemli olduğunu, Kürdistan’daki öznelerin hareketlerine ilişkin Türkiye’den yorumda bulunmanın hem sosyal-şovenizm olacağı hem de izlenimci-eleştirel bir bakıştan öte bir anlam ifade etmeyeceğini, bizim ödevimizin yukarıda yer verdiğimiz sorulara ortak ve tok bir cevabı eylemli şekilde vermek olduğunu belirttik.

Avrupa Yakası’ndan Komünistler