Newroz mitingi İstanbul’da 23 Mart’ta Yenikapı’da gerçekleşti. Köz’ün arkasında duran komünistler olarak Newroz’a “Demokrasi Savaşını Büyütelim, Demokratik Anayasa için Kurucu Meclis’’ ve “Tüm Siyasi Tutsaklara Özgürlük” yazılı pankartlarımızla katıldık.
Duyurusu yapıldığı üzere Yenikapı Marmaray çıkışında buluştuk. Miting alanına girişte polis; pankart, döviz, bayrak ve özel sayılarımızın alana girişine engel olmaya çalışsa da özel sayılarımız, pankartlarımız ve bayraklarımızla alana girmeyi başardık. Polisin müdahalesi sebebiyle geç giriş yaparak dağınık bir kortej oluştursak da kortejimizi toparlamayı başardık. Alanda “Rehine Pazarlığı Reddedelim” başlıklı özel sayımızın yaygın bir şekilde dağıtımını gerçekleştirdik.
Miting kürsüsünden; DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanları, İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, TJA aktivisti Gültan Kışanak, DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuşmalar gerçekleştirdi ve Özgür Özelin mektubu okundu.
DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar konuşmasında; Öcalan’ın çağrısına uyarak ezilenler ve halklar olarak ulus devletin tekçi aklına karşı demokratik toplumun inşası için mücadele etmemiz gerektiğini, Kürdistan’a atanan kayyımlar ve İBB Başkan’ı İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının halkın yönetme iradesine darbe olduğunu bunun karşısında hep beraber durmamız gerektiğini vurguladı.
DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Çınar Altan; Kürt halkının demokratik haklarını mücadele ederek kazandığını, Öcalan’ın çağrısının bu kazanımları hep beraber büyütecek bir çağrı olarak değerlendirerek, siyasi tutsaklara özgürlük talebini dile getirdi.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adına Nehir Sevim; İmamoğlu’nun ve İstanbul Barosu yönetimini görevden almaya çalışan, kadınlara, öğrencilere ve tüm ezilenlere baskı ve zorbalıktan başka bir şey sunmayan siyasi iktidara karşı, kampüslerden sokaklara öğrenciler, 8 Martlar’da kadınlar olarak mücadeleyi büyüttüğünü, bu mücadeleyi Newroz’un ateşiyle tek adam rejimine, kapitalizme ve faşizme karşı halkların kardeşliği ve eşitliği talebiyle daha da büyütelim çağrısında bulundu.
HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu; HDK’ye yönelik operasyonlardan bahsederek HDK’nin halk olduğunu ve bunun teslim alınmaya çalışıldığını ifade etti. İmamoğlu’na yönelik saldırının “kent uzlaşısı”na yönelik bir darbe olduğunu buna karşı durmak gerektiğini ifade etti. Mansur Yavaş’ın Kürtlere yönelik açıklamalarının provokatif olduğunu, Kürtlere yönelik saldırıları görmezden geldiğini bunun yanı sıra Saraçhane’yi sahiplendiklerini ve provokatörlere fırsat vermeyeceklerini dillendirdi.
TJA adına konuşa Gültan Kışanak; Kürtlerin dili, kültürü, kimliği karşısındaki baskılara karşı mücadele ederek dört bir yanda ayakta olduğunu, kayyımlara karşı halk iradesinin yanında olduklarını dile getirdi. Barış ve demokratik toplum çağrısının Öcalan aracılığıyla yürütülmesi gerektiğini, bu çağrıya karşı Ankara’nın bir adım atması, Rojava’nın sesini duyması, Öcalan’ın serbest bırakılması gerektiğinin altını çizerek, özgür eşit bir gelecek kurma çağrısında bulundu.
DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu; hükümetin saldırına rağmen ayakta durduklarını, Ortadoğu’da emperyalistlerin ve cihatçıların saldırılarına rağmen Rojava’da kadın özgürlükçü ekolojik bir sistemi inşaa ettiklerini vurguladı. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı “Halk iradesinin gasbına karşı yan yanayız. Biliyoruz ki Kürt halkının onurlu barış talebi, emekçilerin yaşanacak ücret talebi, kadınların, gençlerin özgürlük talebi; tüm bu mücadeleler birleştirildiğinde kazanacağız. Sarayın oyunlarını sokakta yeneceğiz, örgütlülüğümüzle, irademizle yeneceğiz ve mutlaka kazanacağız” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan bu sene gerçekleşen Newroz’un Öcalan’ın çağrısıyla tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Bu çağrının 85 milyonu ilgilendirdiği, 2025 yılının bir değişimi şart koştuğunu bu değişime yönetenlerden başlamak gerektiğini dile getirdi. Öcalan’ın çağrısının bir başlangıç olduğunu bunun gerekliliği olarak daha fazla mücadele ve daha güçlü ittifaklar kurmak gerektiğinin altını çizdi.
Bakırhan, yargının siyasi hesaplaşmalara başvurulan bir araca dönüştüğünü, İmamoğlu’nun tutuklanmasının bunun bir sonucu olduğunu vurguladı. Kumpas ve yargı darbeleriyle haklın iradesinin yok sayılmasının muhatabı olduklarını ve tutuklu HDP’lilerin bu sebeple tutsak olduklarını öne çıkartarak bu sivil darbenin karşısında en dik kendilerinin duracağını ifade etti.
Tuncer Bakırhan, Kürtlerin kendi belediyelerinde ve kent uzlaşısı yaparak aldıkları İBB’ye yönelik saldırıları; hükümetin, kendilerine “Kürtler yönetemez” mesajı verdiklerini dile getirdi. İktidarı bu söylem ve pratikten vaz geçmeye çağırdı.
Ayrıca iktidarın yargı yoluyla tutuklamalar ve atamış olduğu kayyımların karşısında, parti etrafında bir araya gelerek, örgütlenerek ve mücadele ederek başarıya ulaşılabileceğinden bahsetti.
Son olarak iktidara seslenerek Öcalan’ın çağrısının çürümüş, ekonomisi batmış sisteme karşı demokratikleşme fırsatı sunduğunu, bu fırsatın kayyımlarla, baskılarla ve muhalefete olan saldırılarla heba edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Komünistler olarak, Kürtlerin başkaldırısını simgeleyen ve Türkiye’nin uzun zamandır en kitlesel görkemli, politik işçi mitingleri olan Newroz’da konuşmalarda da sıkça dile getirilen barış, demokrasi ve özgürlük taleplerinin bir anayasa sorunu olduğunu, demokratik anayasa ise ancak bir kurucu meclisle yapılabileceğini öne çıkardık.
Alandaki konumumuzun sesli ajitasyona müsait olmamasından kaynaklı pankartımızla alanda farklı bir noktada konumlandık. Sesli ajitasyonlarımızla şu vurguları yaptık:
- Newrozlar, Kürtler’in ulusal, kültürel renklerini yansıttığı ve genel bir barış talebini yükselttiği mitingler olmasının ötesine geçerek tüm emekçi ve ezilenlerin ortak bir siyasal mücadelede demokrasi savaşında birleştikleri mitingler olmalıdır.
- Hükümet güçsüz ve krizde olmasına karşın emekçiler güçlüdür; hükümetin saldırıları da aczinden kaynaklanıyor.
- Türkiye’de uzun bir süredir var olan rejim sorunu siyasi gündemi belirliyor ve bunun merkezinde anayasa sorunu yer alıyor.
- Anayasa sorunu aynı zamanda Kürdü reddeden üniter ulus devletinin yapısal bir sorunudur, bu da yeni bir rejim kurma sorunuyla ilişkilidir.
- Anayasa sorunu düzene sadık yasama meclisinde, muhtelif maddeleri değiştirilerek çözülemez. Çözümü olmayan bu girişimin yerine emekçilerin ve ezilenleri hükümetin karşısına pazarlıksız bir şekilde dikilmesini sağlamak ve anayasayı tartışabileceği, kendi siyasi taleplerini dillendirebileceği bir siyasal zemini oluşturmak gerekir.
- Ekrem İmamoğlu’na kurulan komplo Türkiye’deki siyasetin sadece işçilere, Kürtlere ve ezilenlere değil burjuva bir müteahhite dahi kapalı olduğunu gösteriyor. Siyasi tutsaklar sorunu sadece İmamoğlu ile sınırlı değildir. Abdullah Öcalan, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, binlerce DEM Partili ve Nurullah Semo, Ayten Öztürk de siyasi tutsaktır. Bu güçlere özgürlük talep etmeyen bir anayasa baştan hükümetin çizdiği sınırlara hapsolmaya mahkumdur.
Miting boyunca “Bijî Newroz, Newroz Piroz Be; Kürtlere Özgürlük Kurdara Azadî; Barış için Tek Yol Devrim; Kürtlere Özgürlük Ortadoğu’ya Barış; Hükümet Değil Emekçiler Güçlü; Erdoğan Gidecek Başka Yolu Yok; Seçimle Değil Devrimle Gidecek; Demokrasi için Tek Yol Devrim; Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük’’ sloganlarını attık.
Sahnedeki konuşmalar ve sesli ajitasyonlarımız tamamlandıktan sonra bildiri dağıtımına devam ederek alandan ayrıldık.
İstanbul’dan Komünistler










