Çanakkale’de Lenin’in “Ne Yapmalı?” broşürü ile başlattığımız okuma grubunu, Komünist Manifesto ile devam ettirdik. Bizi bu okumaya sevk eden, Lenin’in Ne Yapmalı’da ifade ettiği “Devrimci teori olmadan devrimci hareket olmaz” sözü oldu. Bizim için Lenin’in burada bahsettiği devrimci teori, Rus marksistlerinin yaratacakları yeni bir teoriden ziyade, zaten halihazırda var olan, 19’yy’ın başından beri komünistlerin sınıf mücadelesi içinde geliştirdikleri siyasi programlarıydı. Bu programın en iyi ifadesinin de komünistlerin ilk parti programı olan Marx ve Engels’in kaleme aldıkları komünist parti manifestosu olduğunda hemfikirdik.
Manifesto okumamızda öncelikle üzerinde durduğumuz, yazılan metnin bir parti manifestosu olduğu, Marx ve Engels’in bireysel kaygılarından ziyade, bağlı oldukları devrimci örgütün iradesi doğrultusunda birer militan olarak manifestoyu kaleme aldıklarıydı. Komünist siyasetin bireysel ya da bir fikir kulübü biçiminde yürütülmediğini, aksine örgütlü bir halde içinde yer aldıkları sınıf mücadelesinin tecrübesiyle var olduğunu ve kendini geliştirdiğini vurgulayıp metni bu anlayışın merceği altında okuduk.
Ne yapmalı okumalarımıza 4 kişi başladık. Katılımcı sayısı Komünist Manifesto ve Manifesto’da tartıştıklarımız sonucunda yöneldiğimiz Lenin’in Devlet ve Devrim kitabı okumalarıyla birlikte 8 kişiye ulaşmış durumda. Biz böyle bir faaliyeti başlatırken amacımız, Çanakkale’de; Türkiye veya Dünya’daki kapitalist sistemin açtığı siyasi sorunları kendine dert eden, bu sorunları daha iyi anlamak ve çözüm getirmeye yönelik kaygıları olan insanlarla buluşmak, neden bu sorunlara yönelik tek ve doğru cevabın komünist siyaset olduğunu tartışmak bunu yaparken de Marksizm/Leninizm’in temel eserlerinden yararlanmaktı.
İrtibat kurmak için bir Whatsapp grubu oluşturduk, ayrıca hem okumalara hem de bu gruba diğer sol siyasetlerden arkadaşları da davet edip okumalara gelmeseler bile faaliyetlerini, etkinliklerini ya da kendi siyasetlerinin konuştuğumuz konular hakkında yazıp çizdiklerini burada da paylaşmalarını teşvik edip hem grubumuzun sadece okumayla sınırlı kalmamasını hem de tüm devrimcilere açık olduğunu ve kimsenin “tekeliyeti” altında bulunmadığını, dar grupçuluğun ve rekabetin burjuva anlayışın eseri olduğunu anlatmaya çalıştık/çalışıyoruz.
İki aydır süren toplanma ve tartışmalar sonrası ilişkilerimiz sağlamlaşmasıyla piknik, film gösterimleri gibi etkinliklerin de gerçekleşebileceğini ve sadece bu okumaları başlatanların değil, herkesin bu faaliyetlerde sorumluluk alabileceğini düşünüyoruz.
Çanakkale’den Komünistler










