Alınteri ve Köz olarak devrimci odak ihtiyacını ve bu doğrultudaki girişimimizi konuşmak üzere 18 Ocak Pazar günü Ankara Alınteri bürosunda bir söyleşi düzenledik. Söyleşimize başlamadan önce ‘96 SAG direnişçisi Refik Ünal için saygı duruşunda bulunduk. Köz ve Alınteri konuşmacıları da sözlerine Refik Ünal’ı anarak başladı.
Konuşmacılar devrimci odak girişiminin nasıl bir yapısı ve hedefi olduğunu, yüklediği sorumlulukların ne olduğunu anlatarak söyleşiye başladılar. İki siyasi kimliğin de uzun süredir sol harekete devrimci odak çağrısı yaptığını vurgulayan konuşmacılar, bu çağrının anlamını ve güç birliği derken kastedilenin ne olduğunu anlattılar.
İki konuşmacı da devrimci odak inşasının bugünkü tarihsel koşullarda hangi nedenlerle temel ve yakıcı ihtiyaç haline geldiğini dünya ve Türkiye’deki durumu temel çizgileriyle anlatarak gerekçelendirdiler. Nesnel imkanların öznel müdahaleyle buluşamamasına dikkat çektiler.
Emperyalistler arasındaki rekabet ve mücadelenin kızışması, ABD’nin İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrası kurduğu statükonun çatırdaması, Ortadoğu ve dünya genelinde yükselen dalaşmanın yeni bir emperyalistler arası paylaşım savaşının zemininin oluşturması gibi gelişmeler ve buna müdahale edemeyen bir devrimci hareketten söz ettiler. Venezuela ve Rojava’da yaşananların emperyalist kapitalist sistemde belirleyici güç olma gerçeğinin altını çizmek isteyen ABD emperyalizminin nasıl bir hat izlediğinin anlaşılması açısından çarpıcı örnekler olduğunu belirttiler. Bu süreçte her türlü direniş dinamiğinin ya da potansiyelinin bastırılması için Gazze’deki soykırımda olduğu gibi olmaz denilen yöntemlerin bile devreye sokulmasından çekinmeyeceklerini ifade ettiler. Bu böyleyken dünya emekçileri ve ezilen halklarının da geçmişle kıyaslanmayacak ölçekte tepki biriktirdiğini, bu tepkinin hemen her yerde yaşanan ayaklanma ve isyanlarla dile geldiğini, ancak bu isyanların devrimsel kopuşlara dönüşemediğini, bu öncüsüzlüğün dünya genelinde bir sorun olmaya devam ettiğini kaydettiler. Devrimci odak inşasının bu koşullarda kaçınılmaz hale geldiğinin altını çizdiler.
Dünyanın bu halinin Türkiye gibi ülkelerde daha keskin yaşandığına, sayısız kriz dinamiğinin iç içe geçtiği bu ülkede devrimci güçlerin yaşadığı daralmanın önemli bir handikap olduğuna dikkat çektiler. Konuşmacılar anayasa, üniter devlet ve ulusal sorunun devrim sorunu olduğuna vurgu yaptılar.
Türkiye’de devrimci hareketin ‘71-‘72 kopuşunun ardından tarihinin en zayıf halini yaşadığından bahsedildi. Bu zayıflık koşullarında emekçilerin bir taraftan dizginsiz bir liberalizm ve diğer taraftan devletçi Kemalizm’in kuyruğundan çıkamayan bir hareketle kuşatıldıklarına, devrimci hareketin de bu ablukayı kıramadığından bahseden konuşmacılar, fakat devrimci geleneğin köklerinin oldukça derin olduğuna işaret ettiler.
Yaşadığı irtifa ve güven kaybı nedeniyle zayıf tarif edilse de dünyaya kıyasla güçlü olduğu açıklanan devrimci hareketin yaşanan ayaklanmaları devrimci bir temele oturtacak öncü güç olabilmesi için devrimci odak inşasının yakıcılığından bahseden konuşmacılar, reformizm ve ulusalcı şovenizmin etkisinin de ancak böyle kırılabileceğinin altını çizdiler.
Konuşmacılar iki siyasi kimliğin de bu sorunlara yanıt verebilmek için uzun zamandır güç birliği ve odaklaşma çağrısı yaptığını anlattı, devrimci odak yolundaki girişimlerinin de bu nedenle tesadüf olmadığını söylediler. Bu güç birliğinin daha önceki deneyimlerden farklı ve özgün bir biçimi olduğunu, kurumların güçlerini hesapsızca birleştirebildiklerini anlattılar ve bu yönde atılan ilk adım olan asgari ücret kampanyasını başarılı değerlendirdiklerini vurguladılar. Asgari ücret kampanyasının sınıflar arasındaki temel sorunu ortaya çıkaran, tüm siyasi sorunları bir arada ele alan, emekçiler arasında yürütülebilen, iki kurumun aritmetik toplamından daha fazlasını yaratabilen bir çalışma olması anlamında başarılı olduğuna işaret ettiler. İki kurumun da bu odak inşasını esas faaliyet olarak ele aldıklarını, bunun sonuçlarını tasavvur edişleriyle yollarına devam ettiklerini, omuz omuza yürütülen bu güç birliğinin birbirlerinin eksiklerini yoldaşça tartışarak düzeltme fırsatı ve kazanımı sağladığını anlatan konuşmacılar, bu çalışmanın genişleyebilecek bir devrimci odak yaratma amacı olduğunu hatırlattı ve devrimci güçlere çağrılarını yinelediler.










