Alınteri ve Köz olarak devrimci odak ihtiyacını ve bu doğrultuda başlattığımız girişimi konuşmak üzere 10 Ocak Cumartesi günü Komünist Köz bürosunda bir söyleşi düzenledik. “Devrimci Odak İnşası Yolunda Bir Adım” başlıklı söyleşimize geçmeden önce Rojava’da ve devrim mücadelesinde savaşarak düşenler için saygı duruşunda bulunup Enternasyonal Marşı’nı hep bir ağızdan söyledik. İki politik kimliğin temsilcisi de sözlerine Eşrefiye’de, Şexmeqsud’da ve Beni Zed’de HTŞ’nin saldırılarına karşı kahramanca verilen devrimci direnişi selamlayarak başladı.

Söyleşi bir ay önce deklare ettiğimiz bu ortak yürüyüşün ne anlama geldiğini ve bizlere hangi sorumlulukları yüklediğini anlatarak devam etti.
Her iki konuşmacı da bugün mücadele ettiğimiz topraklardaki sınıf mücadelesinin en temel ve acil ihtiyacının devrimci bir güç birliğini sağlamak ve ilerletmek olduğunu vurguladı. İki konuşmacı da bir taraftan emperyalistler arası çelişki ve çatışmaların uzun süredir keskinleştiğine dikkat çekerek yeni bir paylaşım savaşına gidildiğini vurguladı. Yanı sıra Türkiye’de de uzun yıllardır süren rejim krizine ve toplumsal krize vurgu yaptılar.

Bu koşullarda emekçilerin en basit gündelik çıkarlarının kazanılmasının dahi kendisini devrim sorunu olarak dayattığını, 2000’ler sonrasında tasfiyeciliğin giderek derinleşmesiyle her ne kadar zayıflamış olsak da ’71-72 kopuşunun güncelliğini hale koruduğuna değinildi. Dünyada ve Türkiye’de çok katmanlı krizlerin yaşandığı böyle bir tabloda devrimci hareketlerin güç kaybetmesine bağlı olarak bir tarafta sol liberalizmin, uzlaşmacılığın ve barışçılığın, diğer tarafta ise sözümona komünizm ve sosyalizmin değerlerine sahip çıkmak adına devletçi, Kemalist, ulusalcı bir hareketin yükseldiğini, devrimci sembollerimizin, değerlerimizin ve mücadele taleplerimizin ise yağmalandığı vurgulandı. Buna karşın devrimci hareketin bu coğrafyada hala kökleri çok derinde olan birikiminin, deneyiminin, iddiasının da sürdüğü belirtildi.

İç içe geçmiş krizlerin damgasını vurduğu böyle bir tabloda devrimci güçlerin grup çıkarlarını öne çıkaran değil bu tarihsel koşulların ortaya çıkardığı sorumluluklar doğrultusunda hareket ederek var olan açmazı çözebilmek için yakalanması gereken acil halkanın devrimci temelde bir güç birliğini, devrimci bir odağı yaratmak olduğu anlatıldı. Devrimci odak ihtiyacını doğuran ve mümkün kılan temel tespitler her iki konuşmacı tarafından da anlatıldıktan sonra, kendiliğindenci yahut “zayıfların birliği” anlayışlarından farklı olarak devrimci odağı inşa etme yolunda bir kalkış noktası olarak mütevazı da olsa ortak eylemli bir yürüyüşün başlatıldığı ifade edildi.

Ardından Alınteri de Köz de “Nasıl bir odak?” sorusuna verdikleri ortak yanıtı açımladılar. Saldırılara karşı devrimci sembollere ve temel programatik değerlere sahip çıkan ve bu sene ortak örgütlenen Ekim Devrimi panelinde olduğu gibi daha geniş eylem birlikleriyle bunu yapmayı hedefleyen bu odağın en önemli koşulunun işçi sınıfı içinde yürütülecek uzun soluklu, ısrarlı ve kararlı bir mücadele olduğu vurgulandı. Emekçiler arasında sendikalizmden ayrı olarak merkezinde devrimci siyasetin olduğu bir mücadeleyi yürütmekte, Türkiye’deki siyasi sorunlara devrimci temelde yanıtları bu temelden yükselerek geliştirmekte ortaklaşıldığı anlatıldı.
Alınteri ve Köz’ün bu doğrultuda Aralık ayı boyunca yürüttükleri asgari ücret kampanyası değerlendirildi. Kampanyanın temel bir sorun ekseninde işçi sınıfı içerisinde sendikalizme mahkum olmayan, göçmen işçilerden, hükümet sorunundan, işgal ve ilhaktan bahseden bir çalışmanın farklı materyallerle yürütülmesinin mümkün olduğunu gösterdiği, bu anlamıyla bir anlayış ortaklığının yakalandığı söylendi. Aynı zamanda tek tek yürütülen çalışmalardan çok daha etkili bir çalışmanın mütevazı da olsa ortaya konulabildiği dile getirildi. Ancak bu çalışmanın esas özgünlüğünün odak girişiminde bulunan iki politik kimliğin samimi olarak birbirinden öğrenme, hesapsızca kendi imkan ve olanaklarını seferber etme, yoldaşlaşma, başka siyasi sorunları konuşmak için kapı aralayacak bir eylemli girişimde bulunmasının mümkün olduğunu ve devrimci odak anlayışının pratikleşebileceğini gösterdiği vurgulandı. Başarılı olarak değerlendirilen bu mütevazı kampanyanın gelecek için de anlamlı bir birliktelik ekseni oluşturduğunda ve bu doğrultuda ilerlemek gerektiğinde ortaklaşıldı.

Alınteri ve KöZ’ün devrimci odak çağrısının ve mücadelesi devrimci örgütlerin birliği çağrısı olmasa da bu iki politik kimliğin aynı zamanda devrimci odak sorununu komünist bir partinin yaratılması mücadelesinden bağımsız görmediği ifade edildi. Devrimci odak çağrısının parti yahut ideolojik bir birlik çağrısı olmadığı, kendini fetişleştirmeyen bu çağrının bu iki akım dışındaki devrimci harekete de seslendiği vurgulandı. İki konuşmacı da “bizim odağımızın bir parçası olun, bize katılın” demenin yanlış olacağını, bunun KöZ ve Alınteri’nin sekterlikten uzak ortak samimiyet ve yürüyüş doğrultusunu gösteren bir girişim olduğunu aktardı. Bu güç birliğinin anlamlı şekilde kendisini örebildiği, örnekler yaratabildiği sürece kendi çapını aşarak genişleyebilecek bir odak olacağına ve devrimci sonuçlar yaratacağına dair inanç dile getirdi.

Canlı bir atmosferin kendisini hissettirdiği etkinliğimiz bu güç birliğinin önümüzdeki dönemdeki politik pratik doğrultusu, çalışmaları, rotasının yanı sıra parti birliğiyle güç birliği farkı, bu zamana kadar yürüttüğü çalışmalarda emekçilerden aldığı tepki ve dönüşlerle beraber dışımızdaki güçlerin bu girişime yaklaşımı gibi katılımcılardan gelen birçok soru ve görüşe verilen yanıtlarla devam etti.

Devrimci Bir Odağın Yaratılması Yolunda
Birlikte ve Daha Güçlü
İleri!