1 Mayıs Mahallesi’nin sokaklarına ESP ve Rojava’ya yönelik saldırılara karşı mücadelenin emekçilerin kendi onurlarına ve geleceklerine sahip çıkmak anlamına geldiğini ifade eden afiş ve duvar gazeteleri taşıdık.
Alınteri ve Köz olarak, Rojava’ya yönelik saldırılar ve Kobanê kuşatmasıyla ESP’ye yönelik gözaltı ve tutuklama terörünün kesiştiği bu günlerde hem Rojava’nın hem de örgütlü devrimci çalışmanın sahiplenilmesi çağrısında bulunan duvar gazeteleri ve ozalitlerle emekçilere seslendik.
Devletin devrimcilere dönük saldırılarının, emekçilerin örgütlü mücadelesini boğma ve bu mücadele olanaklarını tasfiye etme saldırıları olduğunu teşhir ettik. Bu saldırıların, emekçilerin yaşamını daha da karartmayı, yoksulluğu, sömürüyü ve baskıyı derinleştirmeyi hedeflediğini vurguladık.
1 Mayıs Mahallesi’nin sokaklarına taşıdığımız ozalit ve duvar gazetelerinde “Tutuklu ESP’lilere özgürlük! Yaşasın devrimci dayanışma!”, ”ESP’ye saldırı örgütlü mücadeleye saldırıdır! Yaşasın devrimci dayanışma!”, “ESP’ye saldırı emekçilere saldırıdır! ESP’yi emekçilerin kitlesel eylemiyle savunalım!” şiarlarını yükselttik. Emekçilere ESP’ye yönelen saldırının kendi örgütlü gücüne yönelen bir saldırı olduğunu; bu saldırılara karşı susmanın kölelik koşullarının kabulü anlamına geldiğini anlattık. Örgütlü mücadeleyi savunmanın, devrimci dayanışmayı büyütmenin ve saldırılara karşı kitlesel eylemlilikleri yükseltmenin bugün yakıcı bir görev olduğunu vurguladık.
Rojava’ya yönelik saldırılara karşı daha önce bildiri dağıtımı da yaptığımız mahallede bu sefer duvar gazetesi ve ozalitlerle emekçilere seslendik. “Rojava’yı emekçi seferberliğiyle savunalım!”, “Asıl düşman kendi yurdunda!” yazılı çok sayıda ozaliti mahallenin sokaklarına taşıdık.
Yine Rojava ve sınıf mücadelesi arasındaki ilişkiyi anlatan duvar gazeteleriyle ile Rojava’yı savunmanın işçi sınıfının ve ezilenlerin kendi tarihsel çıkarlarını savunması anlamına geldiğini vurguladık. “Asıl düşman kendi yurdunda! Rojava’nın düşmanları işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilenlerin düşmanı. Onlar asgari ücretle açlığı dayatanlardır, grevleri milli güvenliğe aykırı diye yasaklayanlardır, Vezir Nourtani’yi kaçak çalıştırdıkları madende yakanlardır. Onlar Alevileri asimile etmeye, kadınların sesini kısmaya çalışanlardır. Rojava’nın düşmanı bu devlet ve onun hükümetidir. Yapılması gereken bu devleti önlem almaya çağırmak, aklı selime davet etmek yahut hükümeti etkilemeye gayret etmek değil, başta hükümet olmak üzere tüm kurumlarıyla bu devletin karşısına dikilmektir” diye belirttik.
Diğer bir duvar gazetesinde de “Boğmak istedikleri Rojava Devrimi ve temsil ettiği değerlerdir. Saldırının düğüm noktası ise YPG’nin özerklik talebi ve silahlı varlığıdır. Silah kullanmayı bilmeyen bir sınıf da silahsız bir ulus da köleliğe mahkum demektir. Suriye devletini yeniden kurmaya çalışan HTŞ ve onu güden emperyalistler de tam da bu nedenle YPG’yi dağıtarak Kobanê’den Qamişlo’ye Kürt ulusunu silahsızlandırmak, köleleştirmek istiyorlar” diye belirterek ezilen ulus ve sınıfların onurlarını, varlıklarını koruma haklarını savunmanın tarihsel bir görev olduğunu ifade etmek istedik.
ESP’li dostlarımıza yönelik saldırıya da Rojava’yı boğma çabalarına karşı da başka çalışmalarla devam edeceğiz.










