Boğaziçi Üniversitesi’nde “İşgal Kafe” eylemleri sürerken, 25 Şubat’ta okuldaki 34 kulüp ve topluluğun imzaladığı ortak bildiri gerekçesiyle kayyım rektör kulüplerin yönetim kurulu üyelerini görevden aldı, etkinliklerini bir ay süreyle dondurdu.
Ortak imzalanan metinde şunlar ifade ediliyordu:
“Boğaziçi’nde Kuzey Kafeterya’nın kayyumluk eliyle kapatılması, yerine EspressoLab açılacağı dedikodularının yayılması ve Zemin Kafede kahve satışının kaldırılmasıyla açığa çıkan öfkemiz, içimizde uzun süredir birikiyordu. Üniversitenin yemekhane, kantin gibi sosyal hizmetlerinin piyasaya açılmasıyla ucuz ve kaliteli beslenme hakkımız yıllar önce elimizden alınmıştı. Kampüslerimizi kuşatan işletmeler, üniversite öğrencilerinin sermayeye para kazandırabilecek müşteri toplamı olarak görülmesinin sonucu. Öğrencilerin sosyal alanlarını yok ederek hem üniversite binalarının kıralanmasından gelir elde eden hem de öğrencilerin sağlığını ve sosyal haklarını piyasanın insafına bırakan bu duruma dur demenin vakti gelmiştir.
Yurt güvencesinin var olmaması, sürekli artan zamlar, öğrencilerin karar mekanizmalarından sistematik olarak dışlanması ve dört yıldır süren kayyum rejimin Boğaziçi üzerindeki baskısı karşısında sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Plansızlık ve kampüs içindeki yaşamı ve eğitimi sakat bırakacak şekilde uzayan inşaatlarda sosyal alanlarımızın baltalanması, öğrencilerin ders çalışacak ve sosyalleşecek ortak alanlarının kalmaması, sınıflardaki ısıtma problemleri, hocalarımızın görevlerine haksızca son verilmesi, nitelikli eğitim hakkımızın gasp edilmesi ve kulüp odalarımızın keyfi bahanelerle elimizden alınması gibi pek çok gerekçeyle büyüyen haklı öfkenin arkasındayız. Bu sebeplerle öğrencilerin inisiyatifiyle başlayan İşgal Kafe’yi destekliyor ve sürdürme iradesini gösteriyoruz.

Günlerdir İşgal Kafe’de süren forumlar ve bölüm toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda taleplerimiz şunlardır: İşgal Kafe’nin öğrencilerin yürüttüğü bir ortak alana dönüştürülmesi, kayyumluğun İşgal Kafe’ye gelerek taleplerimizi dinlemesi, tüm öğrenci inisiyatiflerinin bu sürece dahil olması, kampüsteki tüm karar mekanizmalarının öğrenciler tarafından denetlenmesi, ÖTK’nın Üniversite Yönetim Kurulu toplantılarına katılımının sağlanması, kampüsteki inşaatlar nedeniyle yönetimin acilen öğrencilerle iletişime geçmesi, üniversiteyle yapılacak her türlü görüşmenin İşgal Kafe’de öğrencilerin gözetimi altında gerçekleştirilmesi, haksız yollarla alınan ve arkadaşlarımızın eğitim hakkını gasp eden kartlarının bloke edilmesi gibi yöntemlerden vazgeçilmesi.
Kayyum rejimine karşı dört yıldır öğrencilerin iradesiyle sürdürülen direnişi kararlılıkla devam ettiriyoruz. Boğaziçi’ni bir şirket gibi gören, kampüsü kendi ekonomik ve sosyal rant alanına çevirmeye çalışan, üniversitemizin kapılarını sermayeye açanlara karşı bir kez daha söylüyoruz: Boyun eğmiyoruz, kabul etmiyoruz!”
Kayyım rektörün bu kararından hemen bir gün sonra Kuzey Piramit önünde “Kampüsler Bizimdir, Kulüpler Bizimdir!” ana pankartıyla kalabalık bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklaması boyunca “Kayyımlar Gidecek Biz Kalacağız”, “Kampüsler Bizim Kulüpler Bizim”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Susmuyoruz Korkmuyoruz İtaat Etmiyoruz” sloganları atıldı. Boğaziçi Politika bölümünün “Bir Fincan Kahveye Yenileceksiniz!” ve Özgür Boğaziçi’nin “Her Yolu Biliyorsun Tasını Tarağını Topla Gidiyorsun!” pankartları da alanda açılan pankartlar arasındaydı.
Basın açıklamasının ardından New Hall’de tek bir amfiye sığılmadığı için iki amfide eşzamanlı olarak forumlar düzenlendi. Yüzlerce öğrencinin katıldığı forumlarda başta ÖTK olmak üzere kulüpler ve topluluklarla bir günlük bir akademik boykot inşa edilmesi ve kulüplerin de ortak bir şekilde okulda bir şenlik düzenlemesi oylanıp kabul edilen kararlar arasındaydı.
Üniversitelerden Komünistler










