Yazın başında çevremizde tanıdığımız yahut tanıdıklarımızın tanıdıkları olan ve ağırlıklı olarak başka şehirlerde üniversite/lise okuyan arkadaşlarla birlikte bir şeyler yapmaya dair bir ihtiyaç hissettik. Bu doğrultuda hem önceden üniversite kulüplerinde yaptığımız okuma atölyeleri gibi deneyimlerimizden de yola çıkarak bizzat bizim sorumluluk alıp yapabileceğimiz hem de farklı şehirlerden arkadaşların olması sebebiyle internetten de olsa bu arkadaşlarla düzenli olarak bir araya gelip siyaset tartışabileceğimiz bir okuma grubu yapabileceğimizi düşündük. Okuma grubunun içeriği ve izlencesine dair de bir yoldaşımızdan fikir aldık. Fikir alışverişimiz sonucunda hem komünist siyasetin ilkelerini hem de güncel tutumlarını işleyebileceğimiz yirmi dört başlıklı bir izlence çıkarttık. Haftalık olarak bir ilke bir taktik oturumlarıyla ilerlemeyi ve belirlediğimiz konu başlıklarını ağırlıklı olarak temel metinlere referansla konuşmayı hedefledik. İzlencemiz şu şekildeydi:

1. Komünizm Nedir?

2. Devrimcilik Nedir?

3. Proletarya Diktatörlüğü Nedir?

4. Komünistlerin Kitle İçindeki Faaliyeti

5. Proleter Devrim Nedir?

6. Kürdistan’da Şehir Savaşları

7. Partinin Devrimde Rolü

8. Kitle Örgütü ve Devrimciler Örgütü

9. Sosyalizm, Savaş ve İçsavaş

10. Korona Dönemi ve Komünist Tutum

11. Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı

12. Cumhuriyet ve Kurtuluş Savaşı Hurafesi

13. İşçi Köylü İttifakı

14. Tasfiyecilik

15. Kadın Sorunu

16. İfşa Kültürü

17. Seçimler ve Parlamento

18. 2023 Cumhurbaşkanı Seçimi

19. Sendikalarda Çalışma

20. Sınıf Çalışması Olarak Varoşlar

21. Sol Komünizm ve Uzlaşma

22. Küreselleşme Karşıtı Eylemler

23. Enternasyonalizm

24. Mülteci Solculuk

Bu okuma grubunun sorumluluğunun sadece ikimizde de olmasını istemedik. Bu konuyla ilgilenebileceğini düşündüğümüz arkadaşlarımıza da fikrimizi paylaştık, böyle bir şeyi birlikte organize etmek isteyip istemeyeceklerini sorduk. Çanakkale’den başka bir üniversiteli arkadaşın da dahil olmasıyla birlikte “Kızıl Okumalar” ismini verdiğimiz okuma grubunun sorumluluğunu beraber üstlenmiş olduk. Bir grup açarak birlikte bir tanıtım metni yazdık, izlencesini çevremize duyurarak ilgili olabilecek kişileri davet ettik. Her hafta oturumlardan birkaç gün önce üçümüz buluşarak ilgili oturumda hangi noktaları ön plana çıkartacağımızı, okuyacağımız metinleri ve dönüşümlü bir şekilde kimin sunum yapacağını belirledik. Haziran ayında ilk oturumumuzla okuma grubunu başlatmış olduk. Bu yazıyı okuma grubumuzda sadece temel olarak ne yaptığımızı ve anlattığımızı değil aynı zamanda geçen üç aylık süredeki pratiğimizin de eksikliklerini değerlendirmek için kaleme alıyoruz. Bu deneyimimizi gecikerek de olsa gazeteye aktarmak istedik.

Yukarıda yer verdiğimiz izlencenin on bir oturumunu tamamlamış bulunuyoruz. Elbette bu oturumlarda siyasi kimliğimizi gizleyerek konuşmadık; anlattıklarımızın ikimizin şahsi görüşleri değil Köz’ün görüşleri olduğunu açıkça ifade ederek anlatmamız doğru olurdu, biz de bu şekilde hareket ettik. Aynı zamanda bu okuma grubuna siyasi aidiyetleri olsun olmasın herkesin dahil olabileceğinin ve tartışmaya katkı sunabileceğinin de altını çizdik.

Okuma grubuna başlarken daha fazla kişi olsak da düzenli olarak oturumlara 10-15 kişi katılıyor. Tabii ki de bu bu sayı daha fazla olabilir fakat bu elbette ve öncelikle bizim de hem teknik hem siyasi eksikliklerimizin olduğunu vurgulamak gerek. Bunu sadece katılımcıların azlığı veya çokluğuna bakarak söylemiyoruz. Zira düzenli olarak katılan arkadaşlarımızın da bu okuma grubuna katılımlarını komünist bir mantıkla örgütlemedik. Teknik olarak okumaları kimi zaman geç yollamamız, oturumlardan sonra konuştuğumuz ana vurguları başta özet haline getirerek atarken artık bunu yapmamamız gibi eksiklikler bir kenara; asıl önemli eksikliğimiz anlatanlar ve dinleyenler, bilenler ve bilmeyenler arasındaki ayrımı pekiştiren bir hareket tarzımızın olmasıydı. Her ne kadar niyetimiz ve anlattıklarımızla tam tersinin olması gerektiğini söylesek de bunu hayata geçiren ve somutlayan bir şekilde örgütlemekte eksik kaldık. Herkesin bu okuma grubunun dinleyicisi olmaktan öte bir parçası olduğunu hissedeceği şekilde organize etmeye çalışmalıydık. Bundan dolayı soru soran veya görüşünü bildirenler dışında katılan arkadaşlarımızın tartıştığımız konu hakkındaki siyasi görüşlerini tam olarak biz ve diğer katılımcılar da bilmiyor, ancak kimi çıkarımlarda bulunuyorduk. Bir oturum sonunda katılan arkadaşlarımıza bu konuyu bu açıklıkla gündem ettik ve bu okuma grubunu nasıl sürdürmemiz gerektiğini hep birlikte konuştuk. Oturum öncesinde konuya, okuduğumuz metinlere ve oturum sonrasında yürüttüğümüz tartışmalara ilişkin herkesin görüş, eleştiri ve sorularını yazmasının ve oturum başlamadan bunları sunmasının yaptığımız işi daha kolektif bir hale getireceğinde uzlaştık.

Yazımızda şu zamana kadar yaptığımız oturumlarda neler konuştuğumuzu bilerek eksik bıraktık çünkü bu başlıklarda neler konuşup tartıştığımızı da yazmak isteyen diğer arkadaşlarla birlikte özetleyip gazeteye yollamak istiyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi’nden İki Öğrenci