HDK Ankara İl Meclisi ve Demokratik Alevi Dernekleri – Ana Fatma Cemevi, 7 Eylül Pazar günü, Tek Mezar Parkı’nda “Demokratik Toplum ve Barış Şenliği” düzenledi. HDK Eşsözcüsü Ali Kenanoğlu’nun da katıldığı şenlik programında, müzik dinletileri, çocuk atölyeleri ve konuşmalar yer aldı. 13:00 – 20:00 saatleri arasında olacak şekilde planlanan program, hava koşulları nedeniyle tamamlanamadı.

İlişkide olduğumuz kişi ve kurumlarla yan yana gelmek temel amacıyla biz de şenlik programına katıldık.

Gazetemizin son sayısı ve Azadi Ayaklanması konulu broşürümüzle bir stant açtık. Emeğin Kurtuluşu ve HDK Gençlik Meclisi de stant açtı. SOLDEP ve Partizan (Özgür Gelecek) ise stant açmasa da programa katıldı.

Mahalle halkından da katılımın olduğu şenlikte Ali Kenanoğlu bir konuşma gerçekleştirdi. Barış sürecine destek isteyen Kenanoğlu, barışın bir komisyonun değil örgütlü mücadelenin sonucu olabileceğini söyledi. “Barış ile demokratik siyaset alanının önü açılacak. Terör bahanesinin ortadan kaldırılmasıyla anti demokratik uygulamaların karşısında daha fazla demokrasi hattını genişleteceğiz.” diyen Kenanoğlu, Kürt sorununun çözümünün, “anaların ağlamaması” için zaruri olduğunu belirtti. Kenanoğlu’nun konuşması, dinleyiciler tarafından sıkça kesildi. Provokasyon boyutuna ulaşan bir müdahalenin ardından bir karmaşa yaşandı ve Ali Kenanoğlu konuşmasını noktaladı.

Çözüm süreci gündemini bugüne dek Tuzluçayır emekçilerine taşıyanın DEM Parti değil CHP olduğu, şenliğe katılan kesimlerin yaklaşımlarından anlaşılabiliyordu. Çözüm sürecinin Erdoğan’a karşı mücadelede nereye düştüğü konusunda yanıtlanmamış soruların mevcudiyeti, ortaya çıkan gergin iklimin ana sebebiydi.

Buna rağmen, barış ve demokrasi gündeminin emekçilerle birlikte tartışılmasını hedefleyen böyle bir programın düzenlenmesi, olumlu bir adım olarak görülmeli. Bu gündeme emekçilerin cephesinden müdahale etmek isteyenler için bu tür programların devamlılığı önem taşıyor.

Şenlik boyunca gerek örgütlü gerek örgütsüz birçok kesimden katılımcı ile sohbet etme fırsatı yakaladık. Yayınlarımızı bu kesimlere ulaştırdık. Stant materyallerimizin yetersizliğini bir eksiklik olarak değerlendirdik. Fakat son tahlilde, söz konusu alandaki varlık zeminimizi kuvvetlendiren bir çalışmayı geride bıraktık.

Ankara’dan Komünistler