Türkiye Cumhuriyeti, Kürtlerin inkârı üzerine kurulmuştur. Sünnilik paydasında Türk ulusunun parçası kabul ettiği Kürtlerin varlığına delil olabilecek hiçbir hakkı da bu yüzden tanımamıştır. Kürtçe üzerinde o günden bugüne gelen baskı ve yasakların sebebi de bu ulus devlet yapısıdır. Dolayısıyla Kürtçenin tanınması, ezilen bir ulusun varlığının tanınması sorunudur. Siyasal bir taleptir.
Bugün gündeme gelen anadilde eğitim talebi, Türkiye’deki emekçilerin eşit haklara sahip olması sorunudur. Zira Kürtçenin esareti, işçiler arasındaki duvarları büyütüyor. Kürtçe özgür konuşulmadıkça, işçilerinde arasında birliği ve dayanışmayı sağlamak mümkün değildir. İşçilerin birliğinin önündeki engelleri kaldırmak, şovenizme karşı durmak için anadilde eğitim talebini savunmak şarttır.
Anadilde eğitim sorunu, demokratik bir rejim, demokratik bir anayasa sorunudur. Bu sorunun çözümü de yasal düzenlemeleri ve pazarlık masalarını aşan bir mücadele ile mümkün olur. İşçilerin birliğinin ön koşulu anadilde eğitim gibi kültürel ve demokratik hakları savunmakken; bu hakları kazanmanın yolu da işçilerin ve emekçilerin birleşik mücadelesini büyütmekten geçer.
Gazetenin yeni sayısına buradan ulaşabilirsiniz